Home / Prof. Dr. Metin Berber / DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ’NDE FINDIK EKONOMİSİ

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ’NDE FINDIK EKONOMİSİ

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ’NDE FINDIK EKONOMİSİ

Dr. Metin BERBER

KTÜ-İİBF Öğretim Üyesi

            1.Türkiye’de Fındık Üretimi

            1.1.Türkiye’de Fındık Üretim Alanları

            Fındık, bitkiler aleminde Fagales takımının Betulaceae familyası içinde yer alan Corylus cinsine ait sert kabuklu bir meyvedir.Yabani türleri, kuzey yarım kürede Japonya’dan Kuzey Amerika’ya kadar uzanan ılıman iklim kuşağında yetişir. Kültür türleri ise, Artvin’den Kırklareli’ne kadar uzanan Anadolu’nun kuzey kıyılarında üretilmektedir.

 

Bu özelliğine rağmen, Türkiye’de fındık üretimi, en uygun ekolojik koşullara sahip doğal yayılma olan Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yoğunlaşmıştır. Ancak, yüksek destekleme alımları, bölgeden göç edenlerin fındık üretim düşüncesini de beraberinde götürmeleri gibi ana etkenler ve diğer yan etkenler nedeniyle, fındık üretim alanlarında zamanla genişlemeler olmuştur. Bugün Türkiye’de fındık üretim alanları esas olarak şu şekilde ayırıma tabi tutulmaktadır;

I.Standart bölge; Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu illerini kapsamakta olup, fındık üretimi yönünden en önemli bölge olarak kabul görmektedir.

II.Standart bölge; Samsun, Sinop, Kastamonu, Zonguldak, Bolu, Sakarya ve Kocaeli illerini kapsamaktadır.

III.Standart bölge (çerezlik bölge); Bursa, İstanbul, Kütahya, Denizli, Isparta, Konya, Bilecik, Elazığ, Çanakkale, Diyarbakır, İçel, Kayseri, Maraş ve Tokat illerini kapsamaktadır.

I. ve II. Standart bölgede fındık ticari mal niteliğinde olup üretim pazar için yapılıyorken, III.standart bölgede fındığın ekonomik önemi olmayıp üretim, öz tüketim amacıyla gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle fındıkla ilgili analizlerde III.Standart bölge inceleme dışı bırakılmıştır.

Türkiye’de fındık üretim alanları özellikle 1960’lı yıllardan sonra sürekli olarak artış göstermiştir. 1960-1995 dönemini kapsayan 35 yıllık süreçte Türkiye’de toplam fındık üretim alanları %128 oranında artış göstererek 229 bin hektardan 500 bin hektara çıkmıştır. Ancak, üretim alanlarındaki genişlemeler dönemler itibariyle farklılık arz etmektedir. 1960-69 döneminde üretim alanlarındaki artış oranı %20 iken 1970-79 döneminde bu oran %37’ye yükselmiştir. 1980 yılından sonra ise üretim alanlarındaki artış hızı düşme eğilimine girmiştir.

Türkiye’de fındık üretim alanlarındaki artışlar incelenirken üzerinde durulması gereken ve önem arz eden esas nokta, bölgeler itibariyle artış trendinin incelenmesidir. 35 yıllık süreçte I.standart bölgede de üretim alanı %72’lik artışla 203 bin hektardan 350 bin hektara çıkmıştır. Aynı dönemde II.standart bölgedeki artış ise %475 oranında olup üretim alanı 26 bin hektardan 149 bin hektara yükselmiştir. 1960 yılından üretim alanlarının dağılımı %89 I.standart bölge, %11 II.standart bölge şeklinde iken, 1995 yılında bu oran sırasıyla %70 ve %30 düzeyinde gerçekleşmiştir.

 

Tablo 1: Türkiye’de Fındık Üretim Alanlarının Bölgeler İtibariyle Gelişimi

 

I.Standart Bölge

II.Standart Bölge

Türkiye

Yıllar

Üretim Al.

He

% Pay

İndex

Üretim Al.

He

% Pay

İndex

Üretim Al.

He

İndex

1960

1965

1969

203.000

237.500

224.200

89

88

81

100

117

110

26.000

29.800

51.100

11

12

19

100

115

197

229.000

267.300

275.300

100

117

120

1970

1975

1979

220.400

267.600

288.500

80

77

76

109

132

142

56.700

79.700

93.400

20

23

24

218

307

359

277.100

347.300

381.900

121

152

167

1980

1981

1982

1983

1984

1985

1986

1987

1988

1989

290.000

291.000

296.500

300.000

300.000

300.000

300.000

303.000

305.000

303.000

75

75

75

75

74

74

73

73

73

71

173

143

146

148

148

148

148

149

150

149

95.000

97.500

98.500

100.000

105.000

105.000

110.000

112.000

115.000

124.000

25

25

25

25

26

26

27

27

27

29

365

375

379

385

404

404

423

431

442

477

385.000

388.500

395.000

400.000

405.000

405.000

410.000

415.000

420.000

427.000

168

170

172

175

177

177

179

181

183

186

1990

1991

1992

1993

1994

1995

310.000

315.500

317.000

331.000

353.000

350.000

71

71

70

70

71

70

153

155

156

163

174

172

125.000

130.000

133.000

139.000

147.000

149.400

29

29

30

30

29

30

481

500

512

535

565

575

435.000

445.500

450.000

470.000

500.000

499.400

190

195

197

205

218

218

Kaynak: DİE, Tarımsal Yapı ve Üretim İstatistikleri.

KBFİB, İktisadi Araştırma Merkezi Verileri, Giresun.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 2: Dönemler İtibariyle Üretim Alanlarındaki % Artış

 

I.Standart Bölge

II.Standart Bölge

Türkiye

1960-69

1670-79

1980-89

1990-95

% 10.0

% 30.0

  % 4.0

% 13.0

% 97.0

% 66.0

% 30.0

% 19.0

% 20

% 37

% 11

% 15

 

Her iki bölgede de önce meyilli arazilerde başlayan üretim, zamanla az meyilli ve düz olan taban arazilere yayılmıştır. Üretimin taban arazilerde yaygınlık kazanması, verim konusunda pozitif etkide bulunurken, kalite konusunda negatif etki yapmıştır. Özellikle, üretim alanlarının II.standart bölgede yayılması kalitenin düşmesinde en önemli etken kabul edilmektedir. Bunun nedeni ise yeni kurulan bahçelerde dikim esnasında çeşit seçimine dikkat edilmemesi ve genellikle düşük kalitedeki fındık çeşidi dikilmesidir. Oysa, tombul ve foşa gibi üstün kaliteli fındık çeşitleriyle bahçe tesis edilmesi kalitenin bozulmasını önemli oranda önleyebilirdi.

 

I.Standart bölgede alan genişlemesi maksimum düzeye ulaştığından gelecek dönemlerde önemli oranda bir artış beklenmemektedir. Hatta bazı yörelerde (Rize, Artvin) çay tarımının fındığa tercih edildiği dikkate alınırsa, fındık alanlarında azalmanın olması da ihtimal dahilindedir. Bunun yanında II.standart bölgede fındık üretim alanları giderek genişlemektedir. Bu genişleme bir taraftan alternatif ürünlerin üretim alanlarını daraltırken, diğer taraftan  üretim miktarında büyük artışlara neden olmaktadır.

 

Fındık üretiminin verimin yüksek, ancak kalitenin düşük olduğu bölgelerde hızla artması, fındıkta ve alternatif ürünlerde izlenilen fiyat politikalarıyla yakından ilişkilidir. Fındıkta destekleme fiyat politikası ile üretimin özendirilmesi özellikle 1970-80 döneminde üretim alanlarında büyük oranlı artışlara neden olmuştur.

 

Destekleme fiyat politikası ile ulaşılmak istenen hedef, özellikle kaliteli fındığın yetişme ekolojisine sahip ve tek ürüne bağımlı bulunan klasik fındık bölgesindeki (Trabzon, Giresun, Ordu) fındık tarımını özendirmekti. Bunun yanı sıra, geçimi yalnızca fındık tarımına dayalı olan yüz binlerce ailenin refah seviyesinin yükseltilmesi ve meyilli arazi yapısına sahip olan  bölgede yağmur erozyonunun neden olduğu toprak kaybının, fındık ağacı köklerinin anti-erezyonik özelliğinden yararlanılarak önlenmesi de uygulanan politikaların gözettiği diğer hedefler arasındaydı.

 

Ancak, destekleme politikaları neticesinde bugün ulaşılan nokta, amaçlanan hedeflerle ulaşılan sonuçların çok farklı olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir. İzlenen yüksek fiyat politikası üretim alanlarının yalnızca amaçlanan klasik bölgede değil, aksine bu bölgenin dışındaki alanlarda büyük yayılma göstermesine neden olmuştur. Önce, Samsun’un Terme ve Çarşamba ovaları daha sonra da Türkiye’nin en verimli ovaları arasında olan Bafra ve Sakarya ovaları fındık üretim alanı haline gelmiştir.

 

İstenilmeyen yönde ortaya çıkan bu gelişme 1980’li yılların başında fındık üretimi ve üretim alanlarının kontrol altına alınması zorunluluğunu gündeme getirmiştir. Bu amaçla ilk kez 1983 yılında 2844 sayılı “Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi” hakkındaki kanun kabul edilmiştir. Ancak, bu kanunun uygulamaya, konuluşu 1989 yılında gerçekleştirilebilmiştir. Kanuna göre, fındık üretim alanlarının genişletilmesi izne bağlı tutulmuş ve denetimi de İl Tarım Müdürlükleri’ne bırakılmıştır. Ancak mevcut durum, bu kanunun bekleneni veremediğini ve fındık üretim alanlarında artışın devam ettiğini göstermektedir. Ancak 1980 yılından sonra izlenilen fiyat politikası, bu olumsuz gelişmenin hızını önceki dönemlere göre önemli oranda azaltmıştır. Bu gelişmeden ise, daha çok kaliteli fındık üretimine uygun yörelerin üreticileri zarar görmüştür.

 

            1.2.Türkiye’de Fındık Üretim Miktarları

 

Türkiye’de fındık üretimindeki gelişmeler, üretim alanlarındaki gelişmelerle paralellik arz etmektedir. Ancak, üretim miktarlarında, alanlardaki gibi istikrarlı bir artış söz konusu olmayıp, yıllar itibariyle büyük oranlarda dalgalanmaların olduğu dikkat çekmektedir. Bu dalgalanmaların oluşumunda; fındık çeşitlerimize özgü bir periyodisite eğilimi olmasının yanı sıra, girdi fiyatlarındaki değişimler, girdi kullanım miktarlarındaki değişiklikler, zirai mücadelede ve bakım usullerindeki tercih değişiklikleri, bol ürün yıllarında yorgun düşen toprağın veriminin azalması ve en önemlisi iklim koşullarının etkisi vardır [Çetiner, 1990, ss.51-68]. Nitekim, olumsuz iklim koşullarının yaşandığı 1960,1965, 1967, 1971, 1982, 1985 ve 1987 yıllarında elde edilen ürün miktarının diğer yıllara oranla düşük oluşu bu görüşü doğrular niteliktedir [Hacıibrahimoğlu, 1992, s.18].

Fındık üretim alanları ve miktarlarının 35 yıllık gelişim trendleri karşılaştırıldığında, üretim miktarlarındaki artış oranlarının yüksekliği göze çarpmaktadır. Üretim miktarındaki bu göreli artış 3 nedenden kaynaklanmaktadır; Birincisi, destekleme politikalarının etkisiyle verimli taban arazilerin üretime açılmasıdır. İkinci neden, yeni dikim alanların etkisiyle ortaya çıkan gençlik faktörüdür. Bugün üretim alanı içinde genç bahçelerin oranının %45-50 olduğu tahmin edilmektedir. Üçüncü neden ise, 1960’lı yılların ortalarında başlatılan yoğun gübre kullanım kampanyasıdır. Üretim miktarında yıllar itibariyle yaşanan istikrarsızlıkların etkisini minimuma indirgemek amacıyla miktar analizlerinin 10 yıllık dönemlerin ortalamaları dikkate alınarak yapılmasında fayda vardır.

 

 Tablo 3: Dönem Ortalamaları İtibariyle Fındık Üretimindeki Artışlar

 

I.Standart Bölge

II.Standart Bölge

Türkiye

Ort.Ür.Mik. % Artış Ort.Ür.Mik. % Artış Ort.Ür.Mik. % Artış
1960-691970-791980-89

1990-95

95.440

177.583

219.000

293.000

86.0

23.0

33.7

20.398

76.517

97.500

123.411

275.0

27.0

26.5

115.839

254.100

316.500

416.411

119.0

24.5

31.5

 

1970-79 döneminde, bir öncekine oranla üretim % 119 oranında artış göstermiştir. Bu dönemde üretim alanlarındaki artış %35-40 düzeyinde olmuştur. Bundan sonraki dönemlerde ise üretimdeki artış oranlarında düşmelerin olduğu gözlenmektedir. 1980-89 döneminde üretimdeki artış bir öncekine oranla %24.5 düzeyinde gerçekleşirken, bu dönemdeki üretim alanları artışı ise %10-15 düzeyinde kalmıştır.

 

Üretim miktarlarının bölgeler arasındaki yüzde dağılımı ise II.standart bölge lehine gelişme göstermiştir. 1960’lı yıllarda %80 I.standart bölge, %20 II.standart bölge alan dağılım yüzdesi 1990’lı yıllarda sırasıyla %70 ve %30 olarak gerçekleşmiştir. Fındık üretim miktarlarının bölgeler arasındaki yüzde dağılımı, üretim alanlarının yüzde dağılımı ile paralellik arzetmektedir.

 

Tablo 4: Türkiye’de Fındık Üretim Miktarlarının Bölgeler İtibariyle Gelişimi

 

I.Standart Bölge

II.Standart Bölge

Türkiye

Yıllar

Üretim Mik.

Ton/Kabuklu

% Payı

İndex

Üretim Mik.

Ton/Kabuklu

%

Payı

İndex

Üretim Mik.

Ton/Kabuklu

İndex

1960

1965

1969

44.864

52.848

140.275

77

86

83

100

118

313

13.030

8.347

28.918

23

14

17

100

64

222

57.894

61.195

169.193

100

106

292

1970

1971

1972

1973

1974

1975

1976

1977

1978

1979

193.539

118.918

132.964

175.036

153.979

208.560

164.429

176.602

235.810

216.000

76

72

70

70

63

66

68

61

76

76

431

265

296

390

343

465

367

394

526

481

60.300

46.165

56.023

74.681

88.844

105.858

78.043

112.064

74.190

69.000

24

28

30

30

37

34

32

39

24

24

463

354

430

573

682

812

599

860

569

530

253.839

165.083

188.987

248.717

242.823

314.418

242.472

288.666

310.000

285.000

438

285

326

431

419

543

419

499

535

492

1980

1981

1982

1983

1984

1985

1986

1987

1988

1989

172.500

300.000

145.000

295.000

213.000

124.000

186.000

195.500

259.000

401.000

69

75

68

73

76

67

62

72

65

72

384

669

323

658

475

276

415

436

577

894

77.500

102.000

69.000

110.000

67.000

60.000

115.000

75.000

141.000

159.000

31

25

32

27

24

33

38

28

35

28

595

783

530

844

514

460

883

576

1082

1220

250.000

402.000

214.000

405.000

280.000

184.000

301.000

270.500

400.000

560.000

432

694

370

700

484

318

520

467

691

967

1990

1991

1992

1993

1994

1995

250.534

230.000

383.000

203.000

351.000

345.000

68

70

72

68

68

76

558

513

854

452

782

769

119.466

100.000

147.000

96.000

168.000

110.000

32

30

28

32

32

24

917

767

1128

737

1289

844

370.000

330.000

530.000

299.000

519.000

455.000

639

570

915

516

896

786

Kaynak: KBFİB, İktisadi Araştırma Merkezi Verileri, Giresun.

            2.Dünyada Fındık Üretimi

            2.1.Üretim Alanları

 

Yabani Çeşitleri kuzey yarım kürenin ılıman iklim kuşağında hemen her bölgede üretilebilen fındığın kültür türleri Türkiye, İtalya, İspanya, ABD, Ukrayna, Portekiz, Romanya, Fransa, İngiltere, Bulgaristan, Yunanistan, Polonya, İran ve Çin’de yetiştirmektedir [Türkoğlu, 1961, ss.30-48].

 

Ekonomik anlamda fındık, Türkiye, İtalya, İspanya ve ABD’de üretilmektedir. 1960-94 döneminde, fındık üretim alanlarının ülkeler bazındaki dağılımında kayda değer bir değişiklik olmamıştır. 1994 yılı itibariyle, Türkiye 500 bin hektar ve %82’lik payla en fazla fındık üretim alanına sahip ülke durumundadır. İkinci sırada 115 bin hektar ve %17’lik payla İtalya yer almaktadır. İtalya’yı 20 bin hektar ve %3.5’lik payla ABD izlerken son sırada 17 bin hektar ve %2.5’lik payla İspanya yer almaktadır.

 

Türkiye’de fındık üretim alanlarının %97’si Karadeniz kıyı şeridine yayılmış durumdadır [Türkoğlu, 1979, s.108-110]. İtalya’da fındık üretim alanlarının %91’i Campania bölgesi (Napoli, Avellino, Salerno), ve Sicilya Adası’nda, %7’si Orta İtalya’da, %2’si de Kuzey İtalya’da bulunmaktadır [Attalla, 1983, s.18-20]. ABD’de fındık üretim alanları iklimin daha ılıman ve yağışlı olduğu kuzey batıda, Büyük Okyanus kıyısındaki Oregan ve Washington eyaletlerine yayılmıştır. Üretim alanlarının %92’si Oregan, %8’i ise Washington eyaletinde bulunmaktadır [Thompson, 1983, s.12-17]. İspanya’da ise üretim alanlarının %90’ı kuzeydoğuda Aregon Bölgesinde %8’i de Asturia Bölgesinde bulunmaktadır [Tasias, 1983, s.27-33].

 

1960-94 döneminde Türkiye’de üretim alanları %118’lik artışla yaklaşık 230 bin hektardan 500 bin hektara ulaşmıştır. ABD ise artış oranı %134 olmuş, üretim alanları ise 5 bin hektardan 12 bin hektara ulaşmıştır. Diğer ülkelerde üretim alanlarındaki artışlar nispeten düşük oranlarda gerçekleşmiştir. İtalya’da üretim alanları %97 oranında artış göstererek 35 bin hektardan 70 bin hektara ulaşmıştır. İspanya’da ise üretim alanları %30’luk artışla 20 bin hektardan 26 bin hektara ulaşmıştır.

 

            2.2.Üretim Miktarları

 

Dünya üzerinde ekonomik mal olarak en fazla fındık üretimi Türkiye’de gerçekleştirilmektedir. Türkiye’den başka İtalya, İspanya ve ABD ile son yıllarda çok az oranda Yunanistan’da da fındık üretilmektedir. AB ülkelerinden Portekiz ve Fransa’da da üretime başlanıldığı bilinmekle birlikte, dünya fındık ticaretinde hiçbir etkileri bulunmamaktadır [Akdağ, 1994].

Dünya fındık üretimi 1960 yılında 118 bin ton dolayında iken %486’lık bir artış göstererek 1994 yılında 670 bin ton düzeyinde gerçekleşmiştir. Yıllar itibariyle üretim miktarlarındaki istikrarsızlığın etkilerini minimuma indirgeyip daha gerçekçi sonuçlara varabilmek için üretim miktarlarının 10 yıllık dönemlerin ortalamaları göz önüne alınarak değerlendirme yapılabilir. 1960-69 döneminde ortalama üretim 124 bin ton düzeyinde iken 1970-79 döneminde 425 bin ton, 1980-89 döneminde 464 bin ton ve 1990-94 döneminde ortalama 560 bin ton olarak gerçekleşmiştir.

Fındık üreticisi ülkeler içinde dünyanın en kaliteli fındığını yetiştirdiği bilinen Türkiye 1990-94 döneminde ortalama 410 bin tonluk üretimiyle dünya üretiminin yaklaşık %73’lük kısmını sağlamaktadır. Diğer ülkelerin ortalamalara göre payları ise İtalya %19, ABD %3.9 ve İspanya %3.5 düzeyindedir.

Tablo 5: Dünya’da Fındık Üreticisi Ülkelerin Üretim Miktarları (Ton/Kabuklu)

 

Yıllar

Türkiye

%

İtalya

%

İspanya

%

ABD

%

Toplam

1960

1965

57.894

61.195

49.0

33.900

45.000

27.0

17.700

16.000

15.0

8.900

7.200

9.0

118.394

129.395

1970

1975

253.839

314.418

72.0

78.900

95.000

22.0

11.900

20.000

3.5

8.400

8.000

2.5

353.039

437.418

1980

1981

1982

1983

1984

1985

1986

1987

1988

1989

250.000

402.000

214.000

405.000

280.000

184.000

301.000

270.500

400.000

560.000

65.0

100.000

124.700

106.700

131.700

50.000

130.000

95.000

90.000

150.000

120.000

26.0

24.000

18.000

15.000

28.000

14.000

30.000

18.000

30.000

30.000

24.000

6.0

12.700

13.900

13.500

7.400

11.800

24.000

13.600

20.000

15.500

12.000

3.0

386.700

558.600

349.200

572.100

355.800

368.000

427.600

410.500

595.500

716.000

1990

1991

1992

1993

1994

370.000

330.000

530.000

299.000

519.000

74.0

77.0

90.000

150.000

110.000

75.000

115.000

18.0

17.0

22.000

17.500

25.000

12.000

17.000

4.0

2.5

18.750

22.750

24.000

34.545

20.000

4.0

3.5

500.000

520.250

689.000

420.545

671.000

Kaynak: KBFİB, İktisadi Araştırma Merkezi Verileri, Giresun.

            3.Fındıkta Verimlilik, Üretim Maliyetleri ve Destekleme Fiyatları

            3.1.Verimlilik

 

Özellikle AGÜ’ de fakirlik kısır döngüsü’nün kırılabileceği aşama olarak kabul edilen verimliliğin (prodüktivite) tanımı üzerinde çeşitli görüşler olmakla birlikte genel anlamı konusunda fikir birliği mevcuttur. Verimlilik yada prodüktivite çok genel bir ifadeyle, üretim prosesi  sonucunda elde edilen çıktıların, üretime koşulan girdilerin toplamına oranlanmasıdır şeklinde tanımlanabilir [DPT, 1983, s.1, Oluç, 1978, s.81, Pekiner, 1977, s.17]. Kaynak kullanımında ne derece etkili olunduğunun belirlenmesinde başvurulan verimlilik ölçütü hiç şüphesiz çok karmaşık teknik ve ekonomik bir sürecin sonucudur.

Verimliliğin ölçülmesindeki temel kriterlerden biri olan çıktı kavramı, fiziksel ihtiyaçlara karşılık veren, belirli bir devrede değişik miktar, kalite ve cinsteki girdilerin kullanımı sonucu elde edilen mal veya hizmetler yada bunların karşılığı olan hasılayı ifade eder. Girdi ise üretim faaliyeti sürecinde kullanılan ara ve temel girdiler ile üretim faktörlerinin toplamını ifade eder.

 

            3. 2. Fındık Üretiminde Verimliliğin Ölçülmesi

 

Fındık üretiminde verimlilik ölçümü, fındık üretim miktarının üretimde kullanılan girdilere (işgücü, gübre, ilaç, arazi) oranlanması demektir. Fındıkta verimlilik ölçümü tekniklerinden kısmi verimlilik ve toplam faktör verimliliği ölçümlerinin yapılması mümkündür.

Fındıkta kısmî verimlilik olarak emek ve arazi verimliliği ölçümü yapılmaktadır. Yapılan araştırmalarda işgücü verimliliği hesaplanırken birim olarak bir erkek işgücünün 10 saatlik çalışması esas alınmaktadır. Üretim aşamalarında; gübreleme, budama, ilaçlama, hasat öncesi bahçe temizliği, hasat ve harmanlama işçiliği olarak dekar başına ortalama olarak 7 işçinin kullanıldığı tespit edilmiştir [Kaya, 1986, s.18, Fiskobirlik, 1989,s.70].

Emek verimlilik oranının tersine çevrilmesi yani emek/üretim oranının hesaplanması, birim çıktı başına gerekli emek miktarını gösterir. Dalgalanma göstermekle birlikte, son yıllarda 1kg fındık üretebilmek için gerekli emek miktarında gittikçe azalmaların olduğu tespit edilmiştir. Bu azalışta özellikle son yıllarda fındık toplama yöntemindeki değişikliğin yani fındığın yerden toplanmasının etkisi vardır.

Fındıkta verimlilik konusunda yapılan çalışmalar genelde arazi verimliliği üzerinde yoğunlaşmıştır. Arazi verimliliği birim arazi başına düşen üretim miktarını göstermektedir. Arazi verimliliği üzerinde, üretimde girdi olarak kullanılan işçilik, ilaçlama, gübreleme, bakım gibi faktörlerin de etkisi vardır.

Parasal verimlilik, 1kg kabuklu fındığın destekleme fiyatı ve üretim maliyeti ilişkilendirilerek bulunabilir. Destekleme alım fiyatı ilgili kurum ve kuruluşlarca veri olarak kabul edilmesine karşılık, fındığın maliyet hesaplamalarında ilgili birimler arasında ortak bir görüş birliği yoktur. Bu nedenle parasal verimliliğin hesaplanması anlamsız bulunmuştur. Ancak, her iki konuya ilerleyen bölümlerde tekrar değinilecektir.

 

            3.3. Türkiye’de Fındık Verimliliğindeki Gelişmeler

 

Türkiye’de fındık verimliliği ölçümlerinde genellikle birim araziden alınan fındık miktarının esas alındığı arazi verimliliği ölçümleri tercih edilmektedir. Arazi verimliliğinin ölçülmesiyle ilgili bazı çalışmalarda herhangi bir yılın verimliliği hesaplanırken o yılın üretim alanı dikkate alınmaktadır. Oysa yeni tesis edilen bir bahçe ortalama 5 yıl sonra ürün vermektedir. Bu durumda bugünkü üretim miktarını 5 yıl önceki üretim alanı belirlemektedir. Bu nedenle herhangi bir yılın verimliliği hesaplanırken 5 yıl önceki üretim alanlarının dikkate alınması daha gerçekçidir.

 

Arazi verimliliği bakımından Türkiye, 1960 yılından sonra küçük oranlı gelişmeler sağlamıştır. I.standart bölgedeki verimlilik artışları II.standart bölgeye oranla daha düşük düzeylerde kalmıştır. Bunun en önemli iki nedeni, II.standart bölgedeki bahçelerin genç oluşu ve üretimin verimli taban arazilere kaymasıdır. Tablo 43’deki verilerden de izlenebileceği gibi 1960-69 döneminde ortalama arazi verimliliği I.standart bölgede 44.4 kg/dekar iken, II.standart bölgede 76.5 kg/dekardır. 1980 yılından sonra II.standart bölgede arazi verimliliğinin düştüğü görülmektedir. 1970-79 dönemi ortalaması 144.6 kg/dekar iken, 1980-89 dönemi ortalaması 101.6 kg/dekar, 1990-95 dönemi ortalaması da 103.9 kg/dekar olarak gerçekleşmiştir. 1990-95 dönemi ortalama veriminin I.standart bölgede 95.8 kg, ülke genelinde de 99.3 kg olduğu dikkate alınırsa arada önemli kabul edilebilecek bir farkın olmadığı kolayca söylenebilir.

 

Türkiye’de arazi verimliliğinin değerlendirmeye tabi tutulabilmesi için verimlilik rakamlarının diğer fındık üreticisi ülkelerin verileriyle karşılaştırılması gerekir. 1980-94 yıllarını kapsayan son 15 yılda fındık üreticisi ülkelerdeki arazi verimliliği şöyledir; İtalya 158.8 kg/de, ABD 154.3 kg/de, Türkiye 89.2 kg/de, İspanya 63.8 kg/de.

 

 

 

 

 

 

Tablo 6: Türkiye’de Fındık Üretim Bölgelerine Göre Verimlilikteki Gelişmeler

 

Yıllar

I.Standart Bölge Verimliliği (kg/de)

İndex

II.Standart Bölge Verimliliği (kg/de)

İndex

Türkiye Verimliliği

 (kg/dekar)

İndex

1960

1965

1969

23.1

24.6

59.1

52.9

32.2

97.0

22.4

25.7

63.6

10 Yıl Ort.

44.4

100

76.5

100

47.8

100

1970

1975

1979

82.3

94.3

80.7

202.3

178.6

86.5

93.0

112.6

81.8

10 Yıl Ort.

74.2

167

144.6

189

86.1

180

1980

1981

1982

1983

1984

1985

1986

1987

1988

1989

63.5

111.0

50.3

101.9

73.6

42.6

62.7

65.2

86.3

133.6

93.5

118.1

75.0

116.7

70.5

61.5

116.8

75.5

134.3

151.4

70.3

111.9

56.3

105.5

72.7

47.4

76.2

67.8

98.8

138.3

10 Yıl Ort.

79.1

178

101.6

133

84.5

177

1990

1991

1992

1993

1994

1995

83.3

76.6

125.5

66.9

113.2

109.3

108.6

90.6

127.8

77.4

134.4

84.6

97.6

80.6

126.1

70.0

119.3

102.2

6 Yıl Ort.

95.8

215

103.9

134

99.3

207

 

Tablo 7: Dünya’da Fındık Üreticisi Ülkelerde Verimlilik

 

Yıllar

Türkiye

İtalya

İspanya

ABD

1980

1985

1989

1990

1991

1992

1993

1994

70.3

47.4

138.3

97.6

80.6

126.1

70.0

119.3

164.4

208.4

156.1

117.1

169.1

137.5

104.1

161.9

72.5

88.2

82.6

60.9

68.9

65.7

31.5

50.0

100.8

184.6

135.0

210.9

224.4

206.8

293.1

166.6

1980-1994 Ort.

89.2

158.8

63.8

154.3

 

Türkiye, dünyada en fazla fındık üretimini gerçekleştirirken verimlilikte ancak 3.sıradadır. Bu durumda Türkiye’nin üretim miktarının fazla olması, üretim alanının fazla olmasıyla açıklanabilmektedir. Üretici gelirlerinin istenilen düzeye çıkartılabilmesinde, diğer ülkelerle rekabet edebilmede ve kaynaklarının etkin biçimde kullanılabilmesinde en etkili aracın verimlilikte artışlar sağlamak olduğu gerçeğinden hareket edilirse,  fındıkla ilgili problemlerin çözümünde verimlilik konusunun öncelikle ele alınması gerekir.

 

           3. 4. Destekleme Alım Fiyatları, Fiyatlar Genel Seviyesi ve Reel Gelir İlişkisi

 

Bütün tarım ürünlerinde olduğu gibi fındıkta da verimlilik artışı sağlanamadığı sürece destekleme alım fiyatlarındaki artışlar enflasyonist ortamda üreticilerin refahı üzerinde olumlu etki yapamamaktadır. Destekleme alım fiyat artışlarının üretici gelirlerini artırıcı yöndeki etkisi fiyatlar genel seviyesinin ve girdi fiyatlarının yükselmesi nedeniyle azalmaktadır. Bunun sonucunda destekleme alım fiyatlarında yeniden artış zorunluluğu ortaya çıkmakta ve kısır döngü içine girilmektedir.

 

Fındıkta verimlilik, destekleme alım fiyatları, fiyatlar genel seviyesi, nakdi ve reel gelir arasındaki ilişkileri ortaya koymak üzere aşağıdaki tablo düzenlenmiştir. İncelenen 1975-1995 döneminde dikkati çeken ilk olgu, verimliliğin ortalama değerin üzerinde olduğu yıllarda üreticilerin reel gelirlerinde extrem düzeye varılmış olmasıdır.

 

Tablo 8: Türkiye’de Fındık Desteleme Fiyatları, Fiyatlar Genel Seviyesi, Verimlilik,                            Nakdi Gelir ve Reel Gelir Arasındaki İlişkiler (1975-1997)

 

 Yıllar  Verim  Destek. Alım Fiyatları TL/kg Basit Endex1975=100  Toptan Eşya Fiy. Genel Endexi  Reel Fiyatlar  Nakdi Gelir Basit Endex1975=100  Reel Gelir Reel Gelir Endexi1975=100
197519781979

112.6

90.8

81.8

13.85

23.30

49.80

100

168

360

100

232

406

13.85

10.00

12.27

1560

2116

4074

100

136

261

1560

912

1003

100

59

64

198019811982

1983

1984

1985

1986

1987

1988

1989

70.3

111.9

56.3

105.5

72.7

47.4

76.2

67.8

98.8

138.3

105.00

120.00

145.00

170.00

250.00

662.50

740.00

1.175.00

1.975.00

2.813.00

758

866

1047

1227

1805

4783

5343

8484

14260

20311

772

10.35

1319

1689

2474

3506

4472

6228

10116

16526

12.27

13.60

11.00

10.10

10.10

18.90

16.55

18.90

19.72

17.02

7382

13428

8164

17935

18125

31403

56388

79665

195130

389038

473

861

524

1150

1162

2014

3616

5108

12512

24946

956

1297

619

1062

733

896

1261

1279

1948

2354

61

83

40

68

47

58

81

82

125

151

199019911992

1993

1994

1995

1996

1997

97.6

80.6

126.1

70.0

119.3

102.2

87.0

85.0

3.275.00

5.680.00

9.000.00

20.000.00

45.000.00

80.000.00

166.000.00

375.000.000

23646

41011

64982

144404

324910

577617

1198556

2707580

24719

37225

60304

95280

209616

377310

663688

1206585

13.25

15.26

14.92

20.90

21.46

21.20

25.00

31.08

319640

457808

1134900

1400000

5368500

8176000

14442000

31875000

20496

29346

72500

89743

344134

524102

925859

2043270

1293

1230

1882

1469

2561

2167

2176

2693

83

79

121

54

164

139

139

173

Kaynak: TC Merkez Bankası Bültenleri, KFMİB Verileri

1975-83 döneminde destekleme alım fiyatları, endeksi toptan eşya fiyatları endeksinin altında seyretmiştir. Buna bağlı olarak fındığın reel fiyatında ve üreticilerin reel gelirinde azalmalar olmuştur.

 

1975 yılında fındığın reel fiyatı 13.85 TL/kg iken 1984 yılında 10.10 TL/kg olarak gerçekleşmiştir. Üreticinin eline geçen reel gelir endeksi de 1975’te 100 iken 1984’de 47 düzeyine düşmüştür.

1984 yılından sonra, destekleme alım fiyatları endeksi toptan eşya fiyatları endeksinin üzerinde seyretmeye başlamıştır. 1995 yılında destekleme alım fiyat endeksi 577.617’ye ulaşırken, toptan eşya fiyatları endeks değeri 377.310 olmuştur. 1984 yılında 10.10 TL/kg olan reel fiyat 1995 yılında 21.20 TL/kg’a ulaşmıştır. 1975-95 döneminde ise fındığın reel fiyatı %53 düzeyinde artış göstermiştir.

 

Verimlilikteki dalgalanmalara bağlı olarak üreticinin eline geçen reel gelirde istikrarsız bir trend olmuştur. 1975 yılında dekar başına elde edilen reel gelir 1560 TL iken, 1995 yılında %39’luk artışla 2167 TL’ye ulaşmıştır. Buna bağlı olarak ta 1975’te 100 olan reel gelir endeksi 1995’te 139 olarak gerçekleşmiştir.

 

Tablodan da açıkça görüleceği üzere, fındık üreticilerinin refah düzeylerini artırmak amacıyla destekleme alım fiyatlarının artırılması, üreticilerin reel gelirlerinde dolayısıyla refah düzeylerinde önemli bir artış sağlayamamıştır. Bunun en önemli nedeni daha önceden de vurgulandığı gibi, üretimin verimin  yükseltilmesi yoluyla değil, üretim alanlarının genişletilmesi yoluyla artmasıdır. Üreticilerin refah düzeyinin artması bir anlamda verimliliğin artmasına bağlıdır. Bu durumda, destekleme alım fiyatlarının yüksek tutulmasından çok üreticilerin ucuz girdi temini yoluyla desteklenmesi amaca ulaşmada daha etkili olabilir. Çünkü, geliri artan üreticiler gelirlerini verimi artırıcı yönde kullanmamakta bunun yerine daha önceden karşılayamadıkları gereksinimlerini giderme yolunu seçmektedirler. Bu düşüncenin verim üzerindeki olumsuz etkileri ucuz girdi sağlamak suretiyle kısmen azaltılabilir.

 

            4.Fındık İhracatı

            4.1.Türkiye’nin Fındık İhracatı

 

Anadolu’da ihracat tarihi 600 yıl öncesine kadar giden fındık, günümüz Türkiye’sinde gerek ülke ekonomisine döviz girdisi olarak gerekse bölge ekonomisine gelir kaynağı olarak yaptığı katkılarla önemini korumaya devam etmektedir.

Türkiye, dünya fındık üretiminde son yılların ortalamalarına göre %75’ler düzeyinde bir paya sahiptir. Ürettiği fındığın yaklaşık %20’sini iç pazarda tüketen Türkiye, geri kalan %80’lik kısmını ihraç etme uğraşısı içindedir. Fındık ihracat miktar ve gelirlerinde, genel olarak ifade edilirse, rakip ülkelerin üretim miktarlarına, fiyat ve pazarlama politikalarına, ikame ürünlerin miktar ve fiyatlarına bağlı olarak önemli değişmeler meydana gelebilir. Zorunlu bir gıda maddesi olmadığı ve ikame olanakları bulunduğu için talep esnekliğinin yüksek oluşu, fındıktan elde edilen gelirdeki dalgalanmaların şiddetini artırmaktadır.

Bu olumsuz etkilenmelere rağmen, Türkiye’nin fındık ihracat miktarlarının bazı yıllar dışında genellikle artış yönünde istikrarlı kabul edilebilecek bir seyir izlediği söylenebilir. 1970-79 dönemi ortalaması 218 bin ton olan fındık ihracatı, %15.4’lük bir artış kaydederek 1980-89 döneminde 251 bin tona yükselmiştir. 1990-97 ortalaması ise bir önceki döneme oranla %46’lık artış kaydederek 309 bin tona ulaşmıştır.

Dönemler itibariyle ihracat/üretim oranları incelendiğinde elde edilen sonuçlar şu şekildedir; 1970-79 döneminde toplam üretimin %85’i ihraç edilirken, 1980-89 döneminde %79’u, 1990-97’de ise %88’i ihraç edilmiştir.

 

Tablo 9: Türkiye’nin Fındık İhracat Miktarları (Ton / Kabuklu)

Yıllar

İhracat Miktarı

Dönem Ortalaması

İhracat Miktar Endexi 1970=100

Bedel (1000 $)

1970

1971

1972

1973

1974

1975

1976

1977

1978

1979

125.475

128.330

185.067

185.211

224.956

180.234

271.340

303.522

315.314

261.300

 

 

 

 

 

218.075

 

 

 

 

100

102

147

147

179

143

216

242

251

208

 

1980

1981

1982

1983

1984

1985

1986

1987

1988

1989

198.440

197.618

252.160

268.720

301.618

216.630

273.772

264.428

280.492

262.134

 

 

 

 

 

251.601

158

157

201

214

240

172

218

210

223

209

395.850

305.193

240.695

309.694

336.305

306.062

438.917

482.904

457.221

343.293

1990

1991

1992

1993

1994

1995

1996

1997

391.290

338.210

346.088

387.216

372.472

244.719

193.533

198.980

 

 

309.063

312

269

276

309

298

195

154

158

550.976

468.707

444.516

568.021

711.638

770.405

608.096

855.155

Kaynak: KBFİB, İktisadi Araştırma Merkezi Verileri, Giresun.

 

 

 

 

            4.2.Türkiye’nin Fındık İhracatının Ülke Grupları ve Ülkeler     Bazında Analizi

 

Türk fındığın en büyük alıcısı Avrupa Birliği ülkeleridir. İhracatın başlangıcından bu yana devam eden mevcut yapıdaki 1989-94 dönemi gelişmeleri Tabloda verilmiştir. 1989 yılı itibariyle ihraç edilen iç fındığın %74’ü Avrupa Birliği ülkelerine satılmıştır. Rusya’nın payı %9.4, Denizaşırı ülkelerin payı ise %4.4. düzeyindedir.

1989 yılından sonraki dışsatım kompozisyonu, Avrupa Birliği ülkelerinin payının %80’ler düzeyine çıktığını göstermektedir (1994=%86.4). Denizaşırı ülkelerin payında ise kayda değer bir değişiklik olmamıştır.

 

 

Tablo 10: Türkiye Fındık İhracatının Ülke Gruplarına Göre Dağılımı (Ton/İç,1000 $)

 

1989

 

 

1990

 

 

1991

 

 

1992

 

 

1993

 

 

1994

 

 

Miktar

Değer

Mik.

%

Miktar

Değer

Mik.

%

Miktar

Değer

Mik.

%

Miktar

Değer

Mik.

%

Miktar

Değer

Mik.

%

Miktar

Değer

Mik.

%

AB Ülk.

97.283

257.690

74.0

150.490

425.127

76.9

136.316

381.487

81.4

137.515

355.174

80.0

155.921

468.065

80.5

161.798

614.590

86.9

Rusya

12.320

31.367

9.4

15.249

42.547

7.8

3.214

8.635

1.8

573

1.600

0.3

3.260

8.225

1.7

1.271

4.182

0.7

Denizaşırı Ülk.

5.825

15.419

4.4

7.459

20.676

3.8

6.610

18.666

4.0

7.679

20.667

4.5

7.739

21.427

4.0

7.085

27.697

3.8

Diğer Ülk.

15.639

38.817

12.2

22.447

62.626

11.5

21.978

59.619

12.8

26.083

67.075

15.2

26.706

70.304

13.8

16.081

65.169

8.6

Toplam

131.067

343.293

100.0

195.645

550.976

100.0

167.938

468.707

100.0

171.850

444.516

100.0

193.626

568.021

100.0

186.235

711.638

100.0

Kaynak: KBFİB, İktisadi Araştırma Merkezi Verileri, Giresun.

 

Türkiye’nin fındık ihraç ettiği ülkeler arasında, 1989-94 dönemi ortalamalarına göre Almanya %45.6 ile ilk sırayı almaktadır. Almanya’yı sırasıyla şu ülkeler takip etmektedir; İtalya %9.6, Fransa %7.2, Hollanda, %5.3, İngiltere %4.7, Avusturya %4.6, Belçika %4.1, İsviçre %3.9, Rusya %3.6 ve ABD %1.8 şeklindedir.

 

Fındık ihracatının dağılımında dikkati çeken nokta, dünyada Türkiye’den sonra en önemli fındık üreticisi durumunda olan İtalya’nın aynı zamanda önemli miktarlarda ithalatta bulunmasıdır. Ancak İtalya’nın Türkiye’den ithal ettiği fındığın önemli bir kısmını reexport yaptığı bilinmektedir. Yine üretici ülkelerden İspanya’nın son dönemlerde Türkiye’den yaptığı ithalatta önemli sayılabilecek artışlar gerçekleşmiştir. 1989 yılında İspanya’nın payı binde 3 iken 1994 yılında %2.2 olarak gerçekleşmiştir.

 

Soğuk iklim kuşağında bulunan İskandinav ülkelerinin Türkiye’nin ihracatı içerisindeki payı 1990 öncesi bindelerle ifade ediliyorken son yıllarda istikrarlı bir artış göstererek yüzdelerle ifade edilir hale gelmiştir. Bunların yanı sıra Yunanistan, Mısır ve İsrail’in ihracattaki payları da düzenli bir artış içerisindedir.

 

İhracat içindeki payında değişiklik olmayan ülkeler, genelde denizaşırı ülkelerdir. Dünyanın sanayileşmiş ülkeleri arasında yer alan ve yüksek refah seviyesine sahip olan Kanada ve Japonya’nın ihracat içindeki payları ortalama % 0.2 düzeyindedir. Sovyetler Birliği’ndeki dağılma sonucunda oluşan yeni uluslararası ekonomik yapı, iyi değerlendirildiği takdirde Türk fındığı için iyi bir pazar olabilir.

 

4.3.Türkiye’nin Fındık İhracatının Mal Gruplarına Göre Analizi

 

Türkiye’nin fındık ihracatının ürün grupları bazında analiz edilmesi, daha rasyonel bir fındık politikasının tespit edilmesine ışık tutacaktır. Türkiye’nin toplam fındık ihracatı içinde en fazla payı %73-74 ile iç fındık almaktadır. Natürel fındık olarak ta adlandırılan bu grup ihracattan, fiyat destekleme fonu ve istikrar fonu adı altında yapılan yüksek orandaki kesintiler geçmiş dönemde dış talebi önemli ölçüde azaltıcı etki yapmıştır.

 

İleri derecede işlenmiş fındığın ihracat içindeki oranı %15’ler düzeyindedir. Bu tür yarı mamul ve mamul ihracından fiyat destekleme ve istikrar fonu alınmamaktadır. Ancak, fındık ithalatçısı ülkeler gelişmiş teknolojilerle donatılmış modern işleme tesislerine sahip olduklarından talepleri daha çok natürel iç fındık üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle, bu tür mamulleri dünya pazarında gelişmiş ülkeler tarafından üretilen mamullerin yoğun rekabeti ile karşılaşmaktadırlar.

 

Tablo 11: Türkiye Fındık İhracatının Ürün Gruplarına Göre Dağılımı (%)

 

1990

1991

1992

1993

1994

Kabuklu Fındık

0.02

0.02

0.03

0.02

0.03

Naturel Fındık

76.7

70.1

70.4

74.1

72.9

İşlenmiş Fındık

7.5

10.1

9.8

9.0

9.8

İleri Derecede İşlenmiş

15.7

19.6

19.5

16.7

17.0

Toplam

100.0

100.0

100.0

100.0

100.0

Kaynak: KBFİB, İktisadi Araştırma Merkezi Verileri, Giresun.

 

            4.4.Dünya’da Fındık İhracatı

 

Dünya fındık ihracatı, üretici ülkelerin üretim miktarları, destekleme alım fiyat politikaları, pazarlama stratejileriyle tüketici ülkelerin talep yapılarındaki gelişmelerin etkisiyle şekillenmektedir. Bu kriterler dikkate alınarak, Türkiye’nin gelecek dönemlerde izlemesi gereken, üretim, fiyat ve ihracat politikasının daha gerçekçi olarak belirlenmesi mümkün olabilir. Dünya fındık ticaretinde ekonomik anlamda pay sahibi olan ülkelere ilişkin ihracat miktar ve payındaki değişimler Tabloda verilmiştir.

 

Dünya fındık ihracatı içerisinde Türkiye’nin payında 1990 yılından sonra önemli oranlarda artışlar olmuştur. 1970-79 ve 1980-89 dönemlerinde Türkiye’nin payı %75’ler düzeyinde seyrederken 1990-94 ortalaması %84.4’e yükselmiştir.

 

Dünya pazarında Türkiye’nin en önemli rakibi konumundaki İtalya’nın pazar payında gittikçe düşmeler gözlenmektedir. İtalya’nın payı, 1970-79 döneminde %18, 1980-89 döneminde ise %19 iken 1990-94 döneminde %12 seviyesine inmiştir.

 

İspanya’nın dünya ihracatındaki payı dönemler itibariyle gittikçe düşme eğilimi göstermektedir. 1970-79 dönemi payı %5.4, 1980-89 dönemi payı %3.9 iken 1990-94 dönemi payı %2.2’ye düşmüştür. Buna karşılık fındık üretim ve ticaretinde önemli bir payı olmayan ABD’nin son dönemlerde ihracatında önemli oranda artış olmuştur.

 

Rakip ülkeler içinde özellikle İtalya, üretim alanları, üretim miktarları ve ihracatı ile Türkiye için dikkatle izlenmesi gereken bir ülke konumundadır. Dünya fındık üretiminde ikinci sırada bulunan bu ülke, içinde bulunduğu Avrupa Birliği’nin sağladığı pazar garantisi, gümrüksüz satış ve düşük ulaştırma giderleri gibi avantajlara sahiptir. Bu avantajlarından dolayı ürettiği fındığı kolayca satabilen İtalya, stok yapmak zorunda kalmamakta ve her yeni sezona stoksuz girebilmektedir. Bu özelliği ile dünya fındık borsasındaki rekabet gücünü gittikçe artırmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 12: Dünya Fındık İhracatında Ülke Payları ve Değişimler (Ton/Kabuklu)

 

Türkiye

    İtalya    

İspanya

    ABD   Dünya
 

Miktar

İndex

%

Miktar

İndex

%

Miktar

İndex

%

Miktar

İndex

%

Toplamı
197019711972

1973

1974

1975

1976

1977

1978

1979

125.475

128.330

185.067

185.211

224.956

180.234

271.340

303.522

315.314

261.300

100.0

102.3

147.5

147.6

179.3

143.6

216.3

241.9

251.3

208.2

71.5

67.2

72.5

70.2

74.0

67.5

80.1

85.1

82.2

74.0

39.884

45.280

50.076

49.228

66.277

61.132

58.466

38.101

51.138

76.616

100.0

113.5

125.6

123.4

166.2

153.3

146.6

95.5

128.2

192.1

22.7

23.7

19.7

18.7

21.8

23.0

17.3

10.7

13.3

21.7

9.509

16.700

18.783

28.444

11.769

24.600

7.382

13.707

14.327

9.622

100.0

175.6

197.5

229.1

123.8

258.7

77.6

140.0

150.7

101.2

5.4

8.7

7.4

10.8

3.9

9.2

2.3

3.7

3.7

2.7

610

650

305

841

1.006

889

1.434

1.918

3.023

5.813

100.0

106.6

50.0

137.9

164.9

145.7

235.1

314.4

495.6

953.0

0.3

0.3

0.1

0.3

0.3

0.3

0.4

0.5

0.8

1.7

175.478

190.690

254.231

263.724

304.008

266.855

338.622

356.848

383.802

353.351

198019811982

1983

1984

1985

1986

1987

1988

1989

198.440

197.618

252.160

268.720

301.618

216.630

273.772

264.428

280.492

262.134

158.2

157.5

201.0

214.2

240.4

172.6

218.2

210.7

223.5

208.9

72.5

71.0

77.1

67.6

79.2

70.3

80.0

78.1

74.6

69.3

44.640

62.453

64.718

87.700

63.487

77.320

45.536

50.078

74.960

96.135

111.9

156.6

162.3

220.0

159.2

193.9

114.2

125.6

188.0

241.0

16.3

22.4

19.8

23.1

16.7

25.1

13.3

14.8

20.0

25.4

23.908

14.242

6.864

18.462

12.789

9.591

10.904

16.051

15.071

15.240

251.4

150.0

72.0

194.2

134.5

100.9

114.7

168.8

158.5

160.3

8.7

5.1

2.1

4.9

3.4

3.1

3.2

4.7

4.0

4.0

6.799

4.123

3.288

4.423

2.980

4.430

11.820

7.993

5.705

4.720

1114.6

690.7

539.0

725.1

488.5

726.2

1937.7

1310.3

935.2

773.8

2.5

1.5

1.0

1.2

0.8

1.4

3.4

2.4

1.5

1.2

273.787

278.526

327.030

379.305

380.874

307.971

342.032

338.550

376.228

378.229

199019911992

1993

1994

391.290

338.210

346.088

387.216

372.472

311.8

269.5

276.0

309.0

298.0

82.8

81.9

85.1

84.0

87.3

67.296

65.012

46.242

46.580

32.000

168.7

163.0

115.9

116.7

80.2

14.2

15.7

11.3

10.1

7.5

8.011

8.706

8.846

12.322

11.000

84.2

91.5

93.0

129.5

115.6

1.7

2.1

2.1

2.6

2.5

6.125

1.000

5.160

14.588

11.000

1004.0

163.9

845.9

239.1

180.3

1.3

0.2

1.3

3.1

2.5

472.722

412.928

406.336

460.706

426.472

Kaynak: KBFİB, İktisadi Araştırma Merkezi Verileri, Giresun.

 

            5.Fındık Arz-Talep Dengesi

 

Bütün ürünlerde olduğu gibi fındıkta da arz ve talep dengesinin bilinmesi, geleceğe ait üretim ve tüketim projeksiyonlarının yapılması, nasıl bir fiyat ve üretim politikası izlenilmesi gerektiğinin anlaşılabilmesi bakımından önemlidir.

Toplam fındık arzını mevcut dönemdeki üretim miktarı, toplam fındık talebini ise aynı dönemdeki iç tüketim miktarı ile ihracat miktarlarının toplamı oluşturur. Toplam fındık talebinin fındık arzından fazla olması durumunda üretimin tamamı ve stoklar elden çıkartılabilecek hatta fiyatları istenilen yönde etkilemek mümkün olabilecektir. Fındık arzının talebinden yüksek olduğu dönemlerde ise fiyatlar düşeceğinden ülke ekonomisi ve üreticilerin zarar görmesi söz konusudur. Bu durumda stok yapılması, probleme ancak kısmen ve geçici çözüm niteliğinde olabilir.

 

            5.1.Türkiye’de Fındık Arz-Talep Dengesi

 

Türkiye’de 1962’de uygulamaya konulan destekleme politikaları doğrultusunda, destekleme alım fiyatlarının yıllık enflasyon oranlarının üzerinde belirlenmesi, ucuz girdi temin edilmesi (gübre, ilaç vs.) ve cazip kredi politikaları uygulanmasına dayalı üretim artışları, fındıkta arz-talep dengesinin arz lehine bozulmasına neden olmuştur. 1970 yılında gerçekleştirilen 225 bin tonluk üretim miktarı karşısında 141 bin tonluk talep oluşu, dengeyi önemli ölçüde bozmuştur. Bu dengesizlik, yıllar itibariyle dalgalanmalar göstermekle birlikte, devamlılık arz etmektedir.

 

Uzun dönemde istikrarlı bir artış trendi gösteren fındık üretiminde yıllar itibariyle önemli oranlarda dalgalanmalar görülebilmektedir. Özellikle iklim koşullarının etkisindeki bu dalgalanmalara bağlı olarak arz-talep dengesindeki değişmenin yönü de yıllar itibariyle farklı olabilmektedir.

 

Üretim miktarının 300 bin ton’un üzerinde olduğu, 1975,1981, 1983, 1986, 1988, 1989, 1992 ve takip eden  yıllarda arz lehinde yüksek oranlı değişmelerin olduğu, diğer anlamda stokların arttığı tablo’dan kolayca izlenebilir.

 

Arz-talep dengesi kümülatif olarak incelendiğinde Türkiye’nin devamlı olarak stok problemiyle karşı karşıya olduğu görülmektedir.Fındık ürününün bir tüketim maddesi olarak kullanım ömrü ortalama olarak 3 yıldır. Bu süreden daha fazla stokta kalmış ürünlerin kullanımı sağlık yönünden sakıncalı olduğundan, stokların eritilmesinde genellikle yağlığa verilme yöntemine zorunlu olarak başvurulmaktadır. Bu durumda stokların üç yıl içinde elden çıkartılmasını sağlayacak bir stok politikasının izlenmesi zorunluluk arz etmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 13: Türkiye’de Fındık Arz-Talep Dengesi (ton)

 

Arz

İç Tüketim

İhracat

Toplam Talep

Arz-Talep

Dengesi

Arz-Talep Dengesi

(Kümülatif)

1970

1971

1972

1973

1974

1975

1976

1977

1978

1979

225.000

166.000

190.000

250.000

244.000

317.000

245.000

290.000

310.000

285.000

16.000

16.000

18.000

18.000

24.000

24.000

25.000

28.000

29.000

31.000

125.475

128.330

185.067

185.211

224.956

180.234

271.340

303.522

315.314

261.300

141.475

144.330

203.067

203.211

248.856

204.234

296.340

331.522

344.314

292.300

+113.525

+21.670

-13.067

+46.789

-4.956

+112.766

-51.340

-41.522

-34.314

-7.300

+113.525

+135.195

+122.128

+168.917

+163.961

+276.727

+225.387

+183.865

+148.551

+142.251

1980

1981

1982

1983

1984

1985

1986

1987

1988

1989

250.000

402.000

214.000

405.000

280.000

184.000

301.000

271.000

400.000

560.000

33.000

40.000

60.000

60.000

60.000

60.000

60.000

60.000

60.000

60.000

198.440

197.618

252.160

268.720

301.618

216.630

273.772

264.428

280.492

262.134

231.440

237.618

312.160

328.720

361.618

276.630

333.772

324.428

340.492

322.134

+18.560

+167.882

-98.160

+76.280

-81.618

-92.630

-32.772

-53.428

+59.508

+237.866

+160.811

+328.693

+230.533

+306.813

+225.195

+132.565

+99.793

+46.365

+105.873

+343.739

1990

1991

1992

1993

1994

1995

1996

1997

370.000

330.000

530.000

299.000

519.000

455.000

450.000

450.000

60.000

60.000

50.000

30.000

100.000

100.000

100.000

100.00

391.290

338.210

346.088

387.216

372.472

244.719

193.533

198.980

451.290

398.210

396.088

417.216

472.472

344.719

293.533

298.980

-81.290

-68.210

+133.912

-118.216

+46.528

+110.281

+156.467

+151.020

+262.449

+194.239

+328.151

+209.935

+256.463

+366.744

+523.211

+674.231

Kaynak: KBFİB, İktisadi Araştırma Merkezi Verileri, Giresun.

 

            5.2.Dünya’da Fındık Arz -Talep Dengesi

 

1970 yılından sonra dünya fındık arz-talep dengesindeki gelişmeler aşağıdaki tabloda verilmiştir. Verilerde ilk göze çarpan unsur dünya fındık arz-talebindeki dengesizlik eğilimlerinin Türkiye’de fındık arz-talep dengesizliğindeki gelişme eğilimleriyle paralellik göstermesidir. Bunun en büyük nedeni ise şüphesiz Türkiye’nin dünya üretimindeki payının %80’lere yaklaşmış olmasıdır.

 

Dünya fındık arz-talep dengesinde 1980’li yıllara kadar önemli oranlarda değişiklik olmamıştır. Söz konusu yıla kadar (1975 yılı hariç) arz fazlası 6-28 bin ton arasında dalgalanmalar göstermiştir. Bunun yanı sıra bazı yıllardaki talep fazlası da dikkat çekici niteliktedir. Ancak, 1981 yılındaki 100 bin ton’luk arz fazlası dengeyi önemli oranda bozmuştur. Zaten kümülatif boyutta arz fazlası da 1980’den sonra 100 bin ton’un üzerine çıkmıştır.

1990 yılından sonra dengesizlik, bir yıl arz takip eden yıl talep lehine değişme göstermiştir. 1994 yılı itibariyle 50 bin ton’luk arz fazlası söz konusudur. Kümülatif olarak son üç yılın stok  fazlası ise 350 bin ton civarındadır.

Dünya fındık talebini etkileyen en önemli ikame ürünü badem’dir. Dünya’da en önemli badem üreticisi ve de tüketicisi olan ABD aldığı özendirici önlemlerle badem üretimini son 20 yılda %800 oranında artırmıştır [Öktem, 1988, ss.30-54]. İzlenilen üretim ve pazarlama politikalarına bağlı olarak bademin pazar payı gittikçe artmaktadır. Türkiye’nin en önemli ihraç pazarı olan Avrupa Birliği ülkelerinin badem ithalatındaki artışlar dikkat çekicidir.

 

Tablo 14: Dünya’da Fındık Arz-Talep Dengesi (Ton/İç)

 

Yıllar

Toplam Arz

Toplam Talep

Arz-Talep

Dengesi

Arz-Talep Dengesi

(Kümülatif)

1970

1971

1972

1973

1974

1975

1976

1977

1978

1979

177.715

146.000

149.805

184.185

192.280

221.850

185.700

210.100

222.450

227.600

153.275

165.494

175.626

155.843

185.984

164.801

201.857

201.720

207.651

211.957

+24.440

-19.494

-25.821

+28.342

+6.296

+57.049

-16.157

+8.380

+14.799

+15.643

+24.440

+4.946

-20.875

+7.467

+13.763

+70.812

+54.655

+63.035

+77.834

+93.477

1980

1981

1982

1983

1984

1985

1986

1987

1988

1989

194.680

278.625

165.165

296.025

185.520

185.600

214.790

210.800

295.200

359.900

173.566

178.322

200.622

227.562

232.281

201.607

198.190

186.350

240.145

240.018

+21.114

+100.303

-35.457

+68.463

-46.761

-16.007

+16.600

+24.450

+55.055

+119.882

+114.591

+214.894

+179.437

+247.900

+201.139

+185.132

+201.732

+226.182

+281.237

+401.119

1990

1991

1992

1993

1994

267.100

253.130

342.780

212.522

380.000

301.923

276.464

274.168

289.353

329.236

-34.823

-23.334

+68.612

-76.831

+50.764

+366.296

+342.962

+411.574

+334.743

+385.507

Kaynak: KBFİB, İktisadi Araştırma Merkezi Verileri, Giresun.

 

 

DEĞERLENDİRME ve ÖNERİLER

 

 

Karadeniz Bölgesi’nde gerek üretim gerekse ticari safhada binlerce ailenin geçim kaynağı olan fındık, her yıl 400-500 Milyon $’lık döviz kazandırıcı vasfıyla ülke açısından da önemli tarımsal ürünler arasında mütalaa edilmektedir. Kalkınmakta olan diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de kendi öz kaynaklarını en verimli şekilde değerlendirmek zorundadır. Türkiye’de tarımsal ürünler halen öz kaynaklarımızın temelini oluşturduğuna göre, bu ürünlerden gereği gibi yararlanmak amacıyla; modern tarımsal üretim, dış pazar isteklerine uygun gerçekçi bir ihracat politikası, akılcı bir pazarlama ve fiyat politikası izlenmesi olarak tespit edilen üç temel konunun üzerinde önemle durulması gerekir.

 

Genel olarak tespit edilen bu faktörler fındık açısından daha da önem taşımaktadır. Çünkü fındık herşeyden önce zorunlu bir tüketim maddesi değildir. Ayrıca dünya piyasalarında fındığa rakip ikame malları vardır. Bu nedenlerden dolayı fındığın gelir ve ikame esnekliği yüksektir. Durum böyle olunca oluşturulacak politikalarda daha hassas davranılması zorunluluğu vardır.

Fındıktaki sorunların ana başlıklar halinde ele alınması, çözümlerin ayrıntılarda olması açısından önemlidir. Bugün fındığın sahip olduğu sorunlar üç ana başlık altında irdelenebilir.

           a) Üretim Aşamasındaki Sorunlar

           b) Fiyat Politikası Oluşturmadaki Sorunlar

           c) Pazarlama Aşamasındaki Sorunlar

 

Şimdiye kadar bu temel sorunlara gerekli çözümler bulunamadığı, buna bağlı olarak ta yeni ek sorunların ortaya çıkmasıyla, fındıktan gereği gibi yararlanılmamıştır. Sözü edilen sorunların çözümlenemeyişinin ana nedeni, fındığa ilişkin olarak alınan kararlarda daha çok siyasi baskı ve beklentilerin hakim olmasıdır.

Siyasi kararların en etkin olduğu aşama fiyat politikası tespit aşamasıdır. Politik ağırlıklı fiyat tespiti, arz fazlası sorununu, arz fazlası da pazarlama sorununu gündeme getirerek zincirin halkalarını tamamlamaktadır.

 

           Üretime İlişkin Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Üretime ilişkin sorunların başında üretim alanlarının genişlemesi sorunu yer almaktadır. Şimdiye kadar birbirine rakip durumda bulunan kabuklu meyvelerin arz ve talep durumları göz önünde bulundurulmadan izlenilen fiyat politikalarının etkisiyle üretim alanlarının genişletilmesi özendirilmiş, üretim, kaliteli ürün veren bölgeden ikinci derecede fındık üretimine elverişli olan bölgelere ve taban arazilere yayılmıştır. İncelenen 1960-94 döneminde I.Standart Bölge’de üretim alanlarında %72 oranında artış olurken II.Standart Bölge’de %475 oranında artış olmuştur. II.Standart Bölge’deki bu yüksek artış oranının bazı sakıncaları şöyle sıralanabilir.

a) Fındık üretiminin verimli taban arazilere yayılması, bu arazilerde daha önce üretilen alternatif ürünlerin arzının azalmasına neden olmuştur.

b) Yeni dikim alanlarında iyi cins fidan kullanılmadığı için fındıkta kalite bozulmuştur.

c) Alternatif ürün yetiştirme şansı olmayan I.Standart Bölge üreticilerinin refah seviyelerinde üretim sahalarının genişlemesi nedeniyle düşme olmuştur.

d) Fındık arzının artması verimlilik artışından kaynaklanmadığı için mahiyetlerde düşme olmamakta, dolayısıyla toplam arz miktarı Türkiye’ye rekabet üstünlüğü sağlayamamakta hatta son yıllarda yük olmaktadır.

Belirtilen sorunlara köklü çözümler bulunabilmesi için üretim alanlarının sınırlandırılması gerekir. 2844 sayılı “Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi Hakkındaki Kanun”un politik yaklaşımlar bir kenara bırakılarak gerçekçi olarak uygulamaya aktarılması gerekir.

Fındık üretimine ilişkin ikinci temel sorun fındıkta “Verim” problemidir. Dünya’da en fazla üretim alanı ve üretim miktarına sahip olan Türkiye, aynı üstünlüğü verimlilikte gösterememektedir. Dünya’da fındık üretiminde en yüksek verimliliğe sahip ülke İtalya’dır. Son on beş yıl ortalaması 158 kg/dekar olan İtalya’yı 154 kg/dekarla ABD izlemektedir. 89 kg/dekarla üçüncü sırada yer alan Türkiye’yi, 68 kg/dekar ile İspanya izlemektedir.

Bununla birlikte son yıllarda Türkiye’de azda olsa verim artışının sağlandığı inkar edilemez. Bu artışın nedenleri arasında geleneksel dikim ve yetiştirme tekniğinden vazgeçilerek modern yöntemlerin (bahçe kurma, budama, seyreltme, gübreleme, ilaçlama vb.) uygulamasına geçilmesi ve yeni kurulan bahçelerin (özellikle II.Standart Bölge’de) verimi yüksek olan düz ovalara yayılması gösterilebilir. Bunun yanında üreticilere verilen sübvansiyonlara (kredi, gübre, ilaç, araç-gereç) bağlı olarak artış gösteren girdi kullanımının önemini belirtmek gerekir. Ülke genelinde I.Standart Bölge’deki verim II.Standart Bölge’ye oranla daha düşüktür. Bunun nedenleri arasında; I.Standart Bölge’de bahçelerin yaşlanmış olması (yaklaşık %30’luk kısım 50 yılını doldurmuştur), arazi dağlık olduğu için toprağın veriminin düşük olması, çoğu yörelerde halen eski üretim geleneklerinin devam ettirilmesi, girdi kullanımına önem verilmesi gibi sebepler sayılabilir.

Günümüzde ekonomik büyümenin sağlanmasındaki en hassas nokta, kaynak kullanımında verimliliği artırabilmektir. Özellikle üretim kaynakları bakımından fakir durumdaki gelişmekte olan ülkeler, mevcut kaynaklarını en etkin biçimde kullanamamanın ekonomik ve sosyal sıkıntılarını yaşamaktadırlar. Kaynakların etkin kullanılamayışı, kaynak israfına neden olmaktadır. Ekonomisi genellikle tarıma dayalı gelişmekte olan ülkeler, toprak girdisinin sabit ve kıt olan doğal karakteri yanında nüfus artışına dayalı olarak devamlılık arz eden bir refah kaybıyla karşı karşıyadırlar. Hızlı nüfus artışına bağlı olarak artan tüketim talebinin, verimlilik artırıcı önlemler alınarak karşılanması, kaynakların diğer üretim alanlarından alınması, dolayısıyla diğer ürünlerin üretiminin kısılması zorunluluğunu ortadan kaldıracaktır [Hacıibrahimoğlu, 1992, s.43].

Bu bağlamda fındıkta üretim artışının kaynağının üretim alanlarındaki artış yerine verimlilikteki artışla sağlanabilmesi için, yapısal değişikliğe imkan verecek bazı tedbirlerin alınması gerekir [Zengin, 1991, s.76].

a) Fındık üretim alanlarında, özellikle I.Standart Bölge’de %30-40’a yaklaşan yaşlı ve verimden düşmüş bahçelerin sökülerek, modern bahçeler dönüştürülmesi gereklidir. Devlet bu konuda bir plan dahilinde belirli bir dönem üreticiyi kısmen sübvanse edebilir.

b) Fındık, devamlı olarak topraktan besin maddesi emen bir meyve türü olduğundan çeşitli gübreleme tekniklerinin uygulanmasıyla verimi artırma çabalarına hız verilmelidir. Bu konuda Tarım Bakanlığı’nın çalışmaları alan olarak genişletilmeli, hizmetler üretici tarafından benimseninceye kadar devam etmelidir.

c) Fındık zararlılarına karşı mücadele üreticinin insiyatifine bırakılmıştır. Zirai Mücadele Kurumu aracılığıyla bu konuya müdahale edilmeli, zirai mücadele yapılmadan normal verime ulaşılamayacağı üreticiye idrak ettirilmelidir.

d) Üreticilere, üretimin her aşamasında gerçekleştirilecek uygulamalarla ilgili eğitici seminerler verilmelidir.

e) Fındıkta kalite gittikçe düşmektedir. Bu durum özellikle ihracatta problemlere neden olmaktadır. Kalitenin yükseltilebilmesi için yeni tesis edilen bahçelerde iyi cins fidan dikimi özendirilmelidir. Fındıkla ilgili araştırma kurumları, iyi cins fide temini görevini üstlenmelidir.

f) Fındığa ilişkin araştırmaların arttırılabilmesi için Fındık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün olanakları arttırılmalıdır.

 

           Fiyat Politikasına İlişkin Sorunlar ve Öneriler

 

Fındık üretiminde yıldan yıla dalgalanmalar olduğundan devlet, aşırı fiyat istikrarsızlıklarına karşı üreticiyi korumak amacıyla fındık fiyatlarına müdahale etmektedir. Özellikle arzın talebi aştığı yıllarda biriken stoklar üreticileri zor duruma düşürmekte bu nedenle desteleme alım politikasına daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Fındık piyasalarına müdahaleyi gerektiren nedenler ve destekleme politikasının etkileri genel olarak şu şekilde sıralanabilir.

a) Fındığın talebi diğer tarım ürünlerine göre daha esnek olduğundan talep fiyat değişmelerinden kolayca etkilenmektedir. Fiyatlar yükseldiğinde talep ikame mallarına ve diğer üretici ülkelere koyarak düşme göstermektedir.

b) Üretici yeni ürün dönemine girmeden önce tüccara borçlanmakta hasattan önce ürününü satmak zorunda kalmaktadır. Geçimini tek ürüne bağlamış olan I.Standart Bölge üreticisinin yüksek fiyatları bekleyebilme olanağı yoktur. Diğer taraftan ürününü Fiskobirliğe vermek de istememektedir. Bunun en büyük nedeni ise üreticinin Fiskobirliğe sattığı ürün bedellerini kısa sürede alamaması ve yüksek enflasyondan büyük ölçüde etkilenmesidir.

c) Destekleme politikasının amacı sadece üreticiye destelemek değildir. Üreticinin yanı sıra araçlar ve tüketiciler üzerinde de etkisi vardır. Destekleme politikası ayrıca, fındığın dünya piyasalarındaki yerinin korunmasına arz ve talebi dengelemek suretiyle piyasada istikrar sağlanmasına, özel sektörün bazı dış göçlere karşı korunmasını da dikkate almalıdır. Destekleme alımlarında fiyatlar politik amaçlı olmamalıdır. Fiyatlar üreticiyi tatmin düzeyde fakat aynı zamanda da rakip ülkeleri üretimi arttırmaya teşvik etmemelidir [Başkan, 1994].

d) Fındık destekleme alımlarının amacına ulaşmasının en büyük nedeni, desteklemenin amacının saptırılmış olmasıdır. Bugün yapılan destekleme üreticiden daha çok Fiskobirliğin finanse edilmesi niteliğine bürünmüştür. Bu nedenle destekleme alım politikasının yeniden gözden geçirilmesi gerekir.

e) Arz ve talebe göre oluşacak fiyatlara sürekli müdahale yapılarak fiyatların yüksek tutulması, hem devlete büyük maddi yük getirecek hem de üreticileri, araçları ve tüketicileri olumsuz yönde etkileyecektir. ayrıca fındığı girdi olarak kullanan sanayicilerde fiyat artışlarından zarar görmektedirler. Üretim maliyetlerinde meydana gelen artışlar hem iç hemde dış pazarlardaki rekabet gücünü azaltacaktır. Bunun yanı sıra yükselen fiyatların içi tüketim talebini azaltıcı etkisi de vardır.

f) Yüksek destekleme fiyatları, makro ekonomik büyüklükler üzerinde de olumsuz etkilerde bulunur. Destekleme sonucu katlanılan zararlar, emisyon hacmi artırılarak karşılanması durumunda enflasyonist etki yaratacaktır. Yüksek destekleme fiyatları ihracatın ve döviz gelirlerinin azalmasına neden olabilecektir.

g) Yüksek destekleme alımları, üreticilerin reel gelirlerinde her zaman istenilen düzeyde artışlar sağlayamamaktadır. Yüksek destekleme politikası, maliyet artışlarına ve fiyatlar genel seviyesinin yükselmesine neden olacağından üreticilerin refah düzeylerinde pek değişiklik olmayacaktır.

 

           Pazarlama Aşamasına İlişkin Sorunlar ve Öneriler

 

Türkiye’nin ihracatı içinde dalma önemli bir yeri olan fındık, bundan 10 yıl öncesine kadar toplam ihracat gelirinin %15’ini karşılamaktaydı. Bugün Türkiye’nin genel ihracatında sanayi ürünlerinin payı %80’e ulaşmasına rağmen, fındık yine genel ihracat içindeki yerini korumakta olup en çok ihracat geliri sağlayan ilk 6 maddeden biridir [Engin, 1994].

Fındık başta çikolata olmak üzere şekerleme, tatlı, pasta, dondurma ve bisküvi gibi gıda sektörleri yanında parfümeri ve ilaç sektörlerinde önemli bir hammadde olarak da kullanılmaktadır. FAO verilerine göre fındığın bu şekilde tüketimi toplam tüketimin %70’ini oluşturmaktadır. Kalan %30 ise çerezlik olarak tüketilmektedir.

Türkiye, dünya fındık üretimi ve ihracatında birinci sırada yer almakta, dünya üretiminin ortalama %70-72’sini, ihracatının da ortalama %80-82’sini gerçekleştirmektedir. Dünyada yaklaşık 80 ülkeye fındık ihracatı gerçekleştiren Türkiye, özellikle arzın fazla olduğu yıllarda pazarlama problemleriyle karşı karşıya kalmaktadır.

Türkiye’de fındık tüketimi, iç tüketim ve ihracattan oluşmaktadır. Kişi başına 0.252 kg/iç tüketimle (1993) Türkiye dünya ülkeleri arasında 3.sırada yer almaktadır. İç tüketimin toplam tüketim içindeki payı son yıllarda artış göstermekle beraber halen %15-20 arasındadır.

Gerek iç tüketimin karşılanması gerekse ihracat, Fiskobirlik ve özel sektör tarafındın gerçekleştirilmektedir. İç tüketimin karşılanmasında Fiskobirliğin payı %50’ler düzeyindedir. İhracatta ise Fiskobirliğin payı son yıllarda %2’lere kadar düşmüştür. Bu düşük oran ihracatta Fiskobirliğin fonksiyonunun ne kadar azaldığını açıkça ortaya koymaktadır.

Fındık ihracatında problemlerin asgariye indirilebilmesi, pazar paylarında artış sağlanabilmesi için şu hususların dikkate alınmasında fayda vardır.

a) Türkiye, fındık ihracatını genel olarak kabuklu fındık, kabuksuz fındık, fındık ezmesi, fındık unu, fındık füresi, fındık yağı ve işlenmiş fındık olarak 7 ana grupta gerçekleştirmektedir.

Türkiye’nin bu önemli ihraç ürününü daha iyi değerlendirebilmesi için uzun vadeli politikaların oluşturulabilmesi gerekir. Şimdiye kadar uygulanan politikalar daha çok kısa vadeli ve politik niteliktedir. Son 20 yıldır fındıkla ilgili olarak gerçekleştirilen konferans, sempozyum, panel gibi tartışma ortamlarının konuları hemen hemen aynıdır. bu durum, fındıkla ilgili problemlerin çözülemediğini açıkça ortaya koymaktadır. Uzun vadeli politikalar oluşturup, problemlerin öncelik sırasına konularak kademeli olarak çözümlenmesi gerekmektedir. Aksi halde mevcut kısır döngüden kurtulmak söz konusu değildir.

b) Fındığın hammadde ve yarı mamul olarak ihracı yerine fındıktan üretilmiş mamuller şeklinde ihracatının teşvik edici önlemlerle özendirilmesi gereklidir. Fındığa dayalı sanayilerin geliştirilebilmesinde devletin alacağı özendirici önlemlerin büyük katkısı olacaktır.

c) Fındığa dayalı sanayilerde kullanılan girdi fiyatlarının yüksekliği sanayicilerin dış rekabet gücünü azaltmaktadır. Ülke içi fiyatların ihraç fiyatlarını aşmasıyla ortaya çıkan bu sakıncalı durum sanayicilere çeşitli teşvikler verilmek suretiyle giderilebilir. Böylece fiyat yönünden rekabet edebilme gücü de artar.

d) Fındık ihracatında Fiskobirlik ile özel sektör birbirine karşı rakip olarak değil, birbirini tamamlayıcı yönde hareket etmelidirler. Böylece Türk fındığı mevcut fiyatı kabul edici değil, fiyat kabul ettirici konumuna gelebilir.

e) Fiskobirliğin entegre tesisleri, ana bünyeden ayrılarak faaliyetlerini kendi hesabına yapabilecek bir statüye kavuşturulmalıdır. Bu uygulamayla devlet entegre tesislerin yükünden kurtulabilecektir.

f) Eski ürün fındıkların dünya piyasalarına sürülmesi fındığın kötü tanınmasına ve haksız rekabete yol açmaktadır. Stokların değerlendirilmesinde alternatif çözümler üretilmelidir.

g) Reklam ve tanıtım ağırlıklı çalışmalar yapılarak mevcut alıcı ülkelerin dışında yeni pazarların oluşturulması çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmaların finansmanı için destekleme ve fiyat istikrar fonunda biriken kaynaklardan yararlanılmalıdır.

h) Fındıkla ilgili Bakanlıklar-kamu ve özel sektör kuruluşları arasında yeterli koordinasyonun olduğu söylenemez. Mevcut kuruluşlar çoğu kez birbirlerine rakipmiş gibi çalışmaktadırlar. Mevcut kuruluşlar sorunları dar çerçevelerde ele almakta, hizmetlerin bütün içindeki uyum ve etkinlikleri dikkate alınmamakta, kısa vadeli ve politik çözümler geçerli olmaktadır.

Çalışmalara bütünlük kazandırmak amacıyla ilgili Bakanlıklar, DPT, TSE, Üniversiteler, üretici, tüccar, sanayici, ihracatçı ve diğer ilgili kuruluşların temsilcilerinden oluşan geniş yelpazeli bir Milli Fındık Bordu oluşturulmalıdır. Bu kurul, fındığın üretim ticaret, destekleme, ihracat, fiyat ve pazarlama gibi tüm sorunlarını bir bütün içinde ele almalı, çözüm önerilerini alternatifleriyle birlikte ortaya koymalı, kısa ve uzun vadeli uygulama planları yapmalı, bunları yetkili mercilere sunmalı ve uygulanması için dirayet göstermelidir.

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

 

Akdağ Y.Z.,  (1994),”Fındığın Üretimi, İşlenmesi ve Pazarlanmasında Fiskobirlik’in Yeri ve Önemi”, Fındık Sempozyumu, Giresun.

Attalla L., (1983), “Commercio Con I’estereo Delle Nocciuolo”, Atti Del Convegno Internationale Sul Nucciuola, Avellino, İtaly.

Başkan A., (1994), “Destekleme Alımları İle Oluşan Devlet Stoku Fındıkların Değerlendirilmesi”, Fındık Sempozyumu, Giresun.

Berber M., (1992), Trabzon Alt Bölgesi’nin Sosyo-Ekonomik Analizi-Uygulamalı Bir Yaklaşım, KTÜ-SBE, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Trabzon.

Çetiner E., (1990), “Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Fındık Üretiminin Sorunları ve Verimliliği Artırma Yönünde Alınması Gereken Önlemler”, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Tarımsal Üretimin Verimlilik Sorunları Sempozyumu, Ankara, ss.51-68.

DİE (1995), 1994 İstatistik Yıllığı, Yay.No:, 1720, Ankara.

DİE (1995), Tarımsal Ürünler (Miktar, Fiyat, Değer) 1991, Yay.No: 1729, Ankara.

DPT (1984), Bölgesel Gelişme, V.Beş Yıllık Kalkınma Planı, Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara.

DPT (1995), İller İtibariyle Çeşitli Göstergeler, Ankara.

Ergin E., (1994), “Fındığın Uluslararası Pazarları, Alternatif Ürünler ve Yeni Hedef Pazarlar”, Fındık Sempozyumu, Giresun.

Fiskobirlik, (1989), Fındık Ekonomik Raporu, Giresun.

Hacıibrahimoğlu A., (1992), Fındığın Ekonomik Analizi, KTÜ-SBE, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Trabzon.

Kaptangil K., (1994), “Doğu Karadeniz Bölgesi’nin Temel Tarımsal Sorunları ve İşileştirilmelerine Yönelik Tedbirler”, Bölgesel Kalkınma Sempozyumu 94, Trabzon, ss. 35-62.

Kaya, A., (1986), Üretimin Yoğun Olduğu Ordu, Giresun, Trabzon, Samsun, Bolu ve Sakarya İllerinde Fındık Üretim Tekniğinin Analizi ve Pazarlama Sorunları Üzerine Bir Araştırma, Giresun.

MPM (1990), Doğu Karadeniz’de Tarımın Verimlilik Sorunları Sempozyumu, Yay.No:404, Ankara.

Öktem B., (1988), “Dünyada Sert Kabuklu Meyveler Üretim ve Tüketimi”, Türkiye’de Fındık Politikasının Esasları Sempozyumu, İstanbul, ss.30-54.

Pirinçcioğlu, N., (1988), Tarım Sektöründe Verimlilik, MPM Yay.No:365, Ankara.

Tassias J., (1983), “Alcuni Aspetti Dell’economia Del Nucciuola in Spagna”, Atti Del Convegno Internationale Sul Nucciuola, Avellino, İtaly.

Tompson M.M., (1983), “Genetic Improvement of Hazelnut, Atti Del Convegno Internationale Sul Nucciuola, Avelliono, İtaly.

Türkoğlu A., (1961), Dünya Fındık İstihsal ve Ticaretinde Türkiye’nin Son Durumu, İstanbul.

Türkoğlu A., (1979), Gıda Maddeleri, İÜ Yay.No: 2563, İstanbul.

Zengin Ç., (1991), Türkiye’de Fındık Üretiminde Verimlilik Analizi, KTÜ-SBE, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Trabzon.

About Ed.

İktisat Yazıları Blog'u adına anonim editörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir