Home / Prof.Dr. Mehmet TOMANBAY / Küresel Kriz ve Sosyal Demokrasi

Küresel Kriz ve Sosyal Demokrasi

Küresel Kriz ve Sosyal Demokrasi

Prof.Dr. Mehmet TOMANBAY 

Ufuk Üniversitesi Öğr. Üyesi


2008 yılında başlayan küresel kriz nedeniyle 2009 ciddi bir ekonomik daralma yılıydı. Birçok ülkede üretimde düşüşler ve işsizlik oranlarında büyük artışlar oldu.

Yoksullaşma ve işsizlik ciddi sosyal sorunlara yol açtı.

Krize, önce Amerika Birleşik Devletleri ve sonrasında da başta Rusya, Japonya ve Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere birçok ülke çeşitli şekillerde müdahale ettiler. Ancak bütün çabalara rağmen ekonomik sorunlara henüz bir çözüm bulunamadı.

Krizin olumsuz etkileri artarak sürmekte. Dünya ekonomik büyüme tahminleri 2012 yılı için tekrar olumsuza döndü. 2010 yılında % 5.2 ve 2011 yılında % 3.8 olan ekonomik büyümenin 2012 yılında % 3.3’e gerileyeceği tahmin ediliyor. Türkiye’de de 2012 büyüme tahmini yüzde 2-3 dolayına çekilmiş durumda. Büyümenin azalması daha fazla işsizlik, yoksulluk ve sosyal sorun demek.

Peki; dört yıla yaklaşan bir süredir dünyanın en güçlü ekonomileri neden krize kalıcı bir çözüm bulamadılar. İşsizlik ve yoksulluk neden hâlâ kanayan bir yara olmaya devam ediyor?
Sorun Nerede?

Krizin nedeni uygulanan politikalarda yatıyor. Çözüm için uygulanan politikalar ise özürlü ve yetersiz; sosyal yönü olmayan politikalar.

Özellikle Euro bölgesinde krize bir borç krizi olarak bakılmakta ve finansal disiplinle çözüm aranmakta. İşsizlik ve yoksulluk gibi sosyal sorunlar hiç dikkate alınmamakta. Mali konsolidasyon gibi finansal çabalar, yatırımların canlanmasını ve büyümenin istikrarlı şekilde başlamasını sağlamadı; aksine belirsizlikler ve sosyal sorunlar daha da arttı.

Sorun Nasıl Aşılabilir?

Bu ortamda temel hedef, sosyal politikalarla güçlendirilmiş büyümeyi sağlamaktan geçmektedir. Yani insan odaklı sosyal demokrat yaklaşım, krizin çözümü için yeni fırsatları fazlasıyla içermektedir.

23-24 Ocak 2012 tarihinde Costa Rica’da, Sosyalist Enternasyonel’in küresel krizle ilgili aldığı karar tasarısı, sosyal demokrat çözüm için önemli ipuçları taşımaktadır. Enternasyonel’in “Demokrasilerde Piyasanın Yeniden Tanımlanması ve Reel Ekonomide Büyüme ile Krizi Aşma” başlıklı kararında, düzen altına alınmamış küresel finansal sistemin devletlerden daha güçlü, denetimsiz aktörler yarattığına vurgu yapılıyor. Bu sorumsuz ve tanımlanamayan aktörler, en sağlıklı ve güçlü ekonomileri bile istikrarsızlaştırıyor, büyük ekonomik sorunlara yol açıyor.
Dolayısıyla, krizi aşmak için öncelikle küresel finansal sistemin denetim altına alınması gerekli görülmektedir. Böylece büyüme için gerekli ortamın oluşturulmasının da önü açılacaktır.
Sosyal amaçlı büyümenin yaşama geçmesi için yapılması gerekenler şöylece özetlenebilir:
– 2008 kriz sürecinde risk yönetimi ve finansal denetimde başarısız olan küresel finansal kuruluşları, kriz önleyici ve kriz yönetici anlamda yeniden düzenlenmeli.

– Finans sektörünü spekülatif saldırılardan korumak için, risk almayı sınırlandıracak ve şeffaflığı arttıracak düzenlemeler yapılmalı; Merkez Bankalarına daha aktif rol tanınmalı. Denetimsizlikten aşırı şişmiş olan ve 2008 yılında patlayarak krizi başlatan finansal balon, spekülatif saldırıların da en büyük sorumlusudur. Spekülatif saldırılara açık iktisadi sistemlerde insan odaklı sosyal politikalardan söz etmek olanaksızdır.

– Sosyal demokratlar, sürdürülebilir ekonomik büyüme ve istihdamı arttırmayı en temel görevleri kabul ederler. Bu nedenle bir yandan büyümenin finansmanı, diğer yandan da spekülasyonun azalması için Avrupa Komisyonu tarafından da kabul görmüş, Finansal İşlemler Vergisi gibi yeni araçlar bulunmalıdır.

– Euro bölgesi krizine tasarruf önlemleri ötesinde çözümlerle yaklaşılmalıdır; çünkü, finansal tasarruf önlemleri gelecek olası krizleri önleyebilir ancak şu andaki krizin olumsuz sosyal etkilerini kaldırmakta çözüm değildir.

– Ekonomik kriz nedeniyle sosyal adalet ve işçi hakları tehtid altındadır. Bu nedenle sosyal koruma her ülkeye uygun koruma tabanları oluşturularak güçlendirilmelidir.

– Ekonomik kriz, nüfusun en kırılgan ve zayıf kesimleri için adil ve sürdürülebilir bir büyüme sağlayan yeşil büyüme için de yeni fırsatlar yaratmaktadır. Yeşil kalkınma öne çıkarılmalıdır.

Anlaşılacağı üzere küresel ekonomik kriz, sadece finansal sistemi kurtarma çabalarıyla çözülemez. İnsanın mutluluğunu temel alan, sosyal sorunları çözmeyi amaçlayan uygulamalara geçilmeden kriz derinleşerek sürmeye devam edecektir. İnsanoğlu çözüm çabalarında kendini görmedikçe çözüme katkıda bulunmayacaktır. Kargaşa sürüp gidecektir. Bu nedenle bir an once insan odaklı, sosyal yönü güçlü, üretime dönük sol politikalara ağırlık verilmelidir.

About Ed.

İktisat Yazıları Blog'u adına anonim editörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir