Home / Bölgesel Kalkınma / BÖLGESEL KALKINMA POLİTİKA VE STRATEJİLERİNDE BİR DEĞİŞME Mİ?

BÖLGESEL KALKINMA POLİTİKA VE STRATEJİLERİNDE BİR DEĞİŞME Mİ?

BÖLGESEL KALKINMA POLİTİKA VE STRATEJİLERİNDE BİR DEĞİŞME Mİ?

Çeviren:  Bülent AKDEMİR

Orijinal metin

Bachtler, John, and Douglas Yuill. 2001. Policies and Strategies for Regional Development: A Shift in Paradigm? Regional and Industrial Policy Research Paper No. 46, European Policies Research Centre, University of Strathclyde, Glasgow.

Özet

Bu çalışmanın tezi, bölgesel kalkınma ilişkin paradigmada, teori, politika amaçları ve uygulama mekanizmaları konusunda bir değişme olduğudur. Bölgesel kalkınmaya ilişkin geleneksel yaklaşımda, firmalara yönelik teşvik kaldıracının kullanımı, kamu sektör faaliyetlerinin altyapısı ve yeri ilişkin konular devlet tarafından üstlenilmiştir. Kısmen, bölgesel ve yerel aktörlerin oluşturduğu ve uyguladığı bütünleşik bölgesel kalkınma planlarına ve stratejilerine dayalı ademi merkeziyeçi müdahaleler ile karakterize edilen “çağdaş” bir yaklaşım tarafından, bunun yeri alınmıştır. İskoçya ve İskandinav ülkeleri örneği kullanılarak, bu çalışma ayrıntılı bir şekilde bu trendi araştırır, geleneksel bölgesel politikalar ile çağdaş bölgesel kalkınma politikaları arasındaki farkları ortaya çıkarır. Çalışma, tartışmak için bazı önemli politika sorularını ve konularını özetlemeyle sonuçlandırmadan önce, ekonomik kalkınma için kurumsal altyapıdaki bazı önemli değişmeleri de tartışır.

İçindekiler

Giriş

Bölgesel politikanın değişen paradigmaları

Klasik bölgesel politikadaki trendler

Çağdaş bölgesel politikada

Ekonomik kalkınmanın yürütülmesi

Gelecek onyıl için politik sorunlar

Bölgesel kalkınma için politikalar ve stratejiler: paradigma da bir değişmemi?

  1. GİRİŞ

Batı Avrupa’da bölgesel politika 50 yılı aşkın zamandır var olmuştur. Bazı ülkelerde, büyük depresyondan etkilenen sosyal ve ekonomik gruplar için özel yardım, 1930lar kadar geriye gider. Sonraki yıllar boyunca, bölgesel politika 1950lerden 1970lere bütün Batı Avrupa ülkeleri tarafından üstlenilen geniş ekonomik ve sosyal politika müdahalelerinin baskın bir parçası oldu.  1970lerin ortalarından itibaren, bölgesel politika düşük ekonomik büyümenin ve yeni politik ortodoksinin peşinde değişmeye başladı.  Ekonomik aktivitelerin yeniden dağıtımının, içsel kalkınmaya yönelik bir odak tarafından yeri alındı.   Ekonomik kalkınma, bölgesel kalkınma ajanslarının oluşturulmasıyla önce “çok-düzeyli” oldu  ve ardından  özel amaçlı bölgeler ve yerel organların geniş bir dizisi oldu (geldi). AB, ekonomik ve sosyal uyuma tedrici olarak aktarılan daha fazla kaynakla, kendi bölgesel politikasını geliştirdi.

Son yıllarda, bölgesel kalkınma “paradigmasında” önemli bir değişimi tanımlamak mümkündür. Bölgesel kalkınmaya yönelik geleneksel yaklaşım, firmalara yönelik teşvik kaldıracını, kamu sektörü aktivitelerinin altyapısı ve yerini kullanan merkezi hükümet tarafından yürütülmüştür. Kısmen, bölgesel ve yerel aktörlerin oluşturduğu ve uyguladığı bütünleşik bölgesel kalkınma planlarına ve stratejilerine dayalı ademi merkeziyeçi müdahaleler ile karakterize edilen “çağdaş” bir yaklaşım tarafından, bunun yeri alınmıştır.

İskoçya ve İskandinav ülkelerindeki bölgesel kalkınma politikaları her iki yaklaşımın unsurlarını içerir. Onlar,aynı zamanda,  bölgesel problemlere  bölgeye özgü çözümlerin geliştirilmesine bölgesel ve yerel aktörlerin katılmasını sağlıyorken, ulusal bölgeler arasında dengeli kalkınmayı teşvik etme ve uluslararası yatırımları cezp etme ihtiyacını ortaya koyar. Ama, ancak ileriye doğru en iyi yolu açıklığa kavuşturma eksikliği vardır. Örneğin, ulusal hükümetler, bir bölgesel politika düzenlemeyi hangi noktaya kadar sürdürmelidir?  Bahsi geçen yardım politikaları AB devlet yardım kontrolleri giderek sıkılaşan sınırlandırmaları (karşısında)  ne kadar uygulanabilirdir? Bölgesel kalkınma politikaları nasıl organize edilmeli ve uygulanmalıdır?

Bu makale, bölgesel kalkınmanın kavram ve uygulamalarının Batı Avrupa’da nasıl değişiyor olduğunun bir tartışması ile başlar. Ardından, farklı ulusal bölgesel yardım politikalarının bir karşılaştırılması ile İskoçya ve İskandinav ülkelerindeki “Klasik” klasik bölgesel politikadaki trendleri inceler ve bu ülkelerde  “çağdaş” bölgesel kalkınma politikalarının benzer bir gözden geçirilmesi ve AB ve yurtiçi bölgesel politikaların uygulandığı stratejik bölgesel kalkınma planlamanın kullanımı takip eder. Bu çalışma, tartışmak için bazı önemli politika sorularını ve konularını özetlemeyle sonuçlandırmadan önce, ekonomik kalkınma için kurumsal altyapıdaki bazı önemli değişmeleri de tartışır.

  1. BÖLGESEL POLİTİKANIN DEĞİŞEN PARADİGMALARI

Tartışma için bir çerçeve oluşturmak amacıyla,  başlama noktası, bölgesel kalkınmanın “paradigma”da bir değişmeye maruz kalıyor olduğudur (bkz. Tablo1). Bölgesel kalkınmanın kavramsallaştırılma şeklinin ve bölgesel politikanın anlaşılma ve uygulanma şeklinin bütün yönlerinde asli bir değişme olmuştur. Bu değişme, bölgesel kalkınmanın teorik desteğiyle ve kalkınmanın coğrafya ve ekonomisini açıkladığı düşünülen faktörlerle başlar. Amaçlar, hedefler, eylem alanı ve politik operasyon tarzı  aracılığıyla sürer ve politikanın geliştirildiği, yönetildiği, yürütüldüğü ve değerlendirildiği değişen organizayon yapısında bir kanıt olur.

Değişim evrensel olmaktan uzaktır. Ne herkes bunu bölgesel kalkınmanın yeni teorisi olarak tanımlar ne de bütündür. Pek çok ülke ve bölgede, politikadaki değişme kısmidir ve geçici olabilir. Bu bağlamda, organize edilen bölgesel kalkınmanın doğası gereği üstün bir yolu olarak, yeni bölgesel politikanın doğruluğunu ilan etmek sabırsız (bir davranış) olacaktır. Yine de, bölgesel politika düşüncesi ve uygulamaya koyulmasında büyük değişiklikler olduğu açıktır.

Yukarıda belirtildiği gibi, bölgesel politika savaş arası yılların ilk hükümet müdahalelerine dayanır. Birleşik krallık, sık sık,  Batı İskoçya, Güney Galler, Kuzeydoğu İngiltere ve Batı Cumberland için özel destek sağlayan işsizlikteki 3 katlık artışa cevaben sunulmuş olan Özel Alanlar Antlaşması ile ilk bölgesel politika kurucusu olduğu kabul edilir. O zamanda, bazı İskandinav ülkeleri de, Depresyondan etkilenmiş sosyal gruplara  bölgesel yardımın bir de facto biçimini, benzer bir yardımı sağlıyordu.

1945’den sonra, fiziksel altyapı ve üretim sermayesinin ivedi yeniden inşa döneminin ardından, bölgesel kaygılar, aşamalı olarak politik gündemi değiştirdi. Bunun için birkaç neden vardır. Biri, eşitsizlik konuları ve dağılım sorunları üzerine Avrupa’da artan bir vurguydu. Aynı zamanda, bölgesel problemlerin şiddeti, tarımın dışına taşıp, hem problem bölgelerde işsizlik hem de özellikle daha müreffeh alanlarda ortaya çıkan  büyük kent merkezlerine  önemli göçmen akımı ile sonuçlanan geleneksel ağır sanayide çöküş ile pek çok ülkede arttı. Sonuç olarak, birikim düzeyleri ve altyapı koşulları hakkında ciddi kaygılar, enflasyona bağlı baskılar ile, pek çok büyük kümlerde ortaya çıktı. Böyle bir durumda, bölgesel politika için ekonomik durum sıkça duyuldu. Tartışma, daha müreffeh, kalabalık bölgelerde, enflasyon ve diğer baskılar hafifliyorken, bölgesel politikanın problem bölgelerdeki istihdam durgunluğu ile uğraşarak ulusal kalkınmayı artıracağıydı. O dönemde, Avrupa’nın çoğunda, uygun planlar yapılırsa ve doğru politikalar benimsenirse hükümetin karşılaştığı problemleri çözebileceği yönünde bir inanç, hükümet müdahalelerine bir genel güven de vardı.

Bu zamanda bölgesel politika yapıcıların ana kaygısı, bölgesel yakınsamaydı –bölgeler arasındaki ekonomik eşitsizlikleri azaltma, özellikle merkez çevre farkılılıkları-. Kavramsal olarak, bölgesel politikalar geleneksel bölgesel kalkınma teorilerine dayalıydı – toprak fiyatları modeli (von Thünen), endüstriyel yerleşim (Weber, Marshall), yerleşim alanları (Christaller, Lösch). Bu teorilerin ortak özelliği,Onların, toprak maliyeti, taşıma maliyetleri, Pazar büyüklüğü ve işgücüne erişim gibi bölge ya da  kent alanının özelliklerine ilişkin ekonomik faaliyetlerin yerleşimindeki değişiklikleri açıklamayla ilgili olduklarıydı. Dolayısıyla, eşitsizlikleri açıklamaya yönelik politikalar, merkez ya da kalabalık alanlarda kalkınmanın maliyetlerini artırırken (bazı durumlarda), sorunlu alanlarda yatırım ya da istihdam maliyetlerini azaltma, taşıma maliyetlerini sübvanse etme, ucuz toprak ve arsa sağlama gibi (bu) faktörleri etkilemek amacıyla geliştirildiler.

Batı Avrupa’daki bölgesel politika yapıcıların yakından ilgilendikleri ana meseleler, öncelikle, kırsal alanlardaki  (mesela, Highland & İskoç Adası, Fransadaki Dağlık Merkezinin “Çölleşmesi”, Kuzey İtalya), özellikle çevre bölgelerdeki (Norveç’in Kuzey Bölümü, Batı Almanya’daki Bölgesel Sınır Alanı) geri kalmışlık ve nüfussuzlaşmaydı. Özellikle, Dünya Savaşından kaynaklanan İnşaa ve yeniden yerleşimin “arazi yakma” yıkımının ardından Finlandiya ve Kuzey Norveç’de bazı problemler oldu. Ek olarak, bölgesel politika, özel olarak, 1960ların tamamındaki işsizliğinin  coğrafi açıdan Birleşik Krallıktaki ortalamanın iki katı olduğu, İskoçya ve Kuzey İngiltere’deki yoğunlamış işsizlik sorununun üzerine gitme (ekonomik gerçeklik karşısında koşulları bozmadan)  girişiminde de bulundu.

Batı Avrupa Ülkeleri arasında politik vurgularda önemli farklılıklar olmasına rağmen, bölgesel politikaya yaklaşım geniş ölçüde benzerdi. Ana politika amacı, ulusal bölgelerde yaşam, altyapı ve istihdam standartlarındaki eşitlik, eşitlenen çeşitlilikti. Problem alanları genellikle düşük ekonomik büyüme, düşük gelir ve yüksek işsizlikten muzdarip yönetim ya da veri toplama birimi temeline dayalı olarak düzenlendi. Bu bölgelerde, politik araçlar dört ana tipi kapsadı: yardımlar, borçlar, vergi ayrıcalıkları, amortisman iskontoları, istihdam primleri, nakil maliyeti iskontoları, taşıma ödenekleri, emek eğitim yardımları ve kiralama ödenekleri biçimindeki finansal teşvikler; özellikle kırsal ve seyrek nüfuslu alanlarda altyapı teşvikleridevlet mülkiyetindeki ya da devlet tarafından kontrol edilen endüstri bölümlerinde yatırım hedefleri ya da diğer sosyal zorunlulukların kullanımı;  fabrika endüstrisi üzerinde kalkınma kontrolleri ya da özel ve kamu sektörü bölümlerinin yeniden yerleştirilmesi (yerinin değiştirilmesi) aracılığıyla aşırı kalabalık bölgelerden kalkınmanın sapması. Bazı ülkelerde özel bir odaklanma, kamu yatırımlarının coğrafi yoğunlaşması ve daha sonra çevreye yayılacak olan  büyüme fırsatlarının tetiklenmesi için bir odak olarak hizmet eden, büyüme merkezleri olarak adlandırılan (yapılar) üzerineydi.

Politik araçlarının geniş bir dizisine rağmen, politikanın odaklanması, temelde, endüstriyel yerleşme yoluyla etkilenen ekonomik faaliyetler ile ilgili olan, dar birineydi. Yardımlar, genellikle ticari yardımlar ve ağır altyapı biçiminde temin edildi. Batı Avrupa’daki ekonomik koşullar, üretkenlikteki durgun artışlar, enflasyonist baskılar, sınırlı yatırım, dirençli yaygın işsizlik ve devlet bütçesindeki baskılar ile ekonomik büyümedeki uzun dönem yavaşlama tarafından karakterize edildi. Hayati biçimde, ekonomik yakınsamanın uzun dönem periyodu sona ulaştı. Zengin ülke ve bölgelerdeki durgunluk ya da düşük büyüme koşulları, “damlama” fırsatlarını ana merkez ve bölgelerden kaynaklanan ikincil etkileri sınırlandırdı. Hükümet müdahalelerinin kapsamı daraltıldı ve telafi edici göç akımları potansiyeli – daha fakir ülkelerdeki emek piyasası baskılarını hafifletmede özel öneme sahip olan- azaldı.

1970lerin sonlarında ve özellikle 1980ler boyunca, Batı Avrupa’daki politik gündem aktif hükümet ekonomik müdahalelerine, özellikle firma yardımlarına karşı harekete geçti. Bunun yerine, politika odağı özelleştirme, kuralsızlaştırma ve piyasa serbestleşmesi yönünde değişti. Bazı ülkelerde, bölgesel politika etkinliği sorgulandı ve eleştirildi. Bölgesel politika, eşitsizlikleri azaltan ve bölgesel yakınsamayı teşvik eden politik amaçların derecesini azaltarak, aşamalı olarak politik gündemden düştü. Politika, bazı ülkelerde seyrek nüfuslu bölgelerdeki yerleşim yapılarının korunmasına, diğerlerinde, yüksek düzeyde işsizliğe katlanan bölgelerdeki iş kayıplarının ekonomik ve sosyal sonuçlarını iyileştirmeye yönelik girişimlere, pek azında ise, problem bölgelere yönelik iç yatırımların cezbedilmesine yoğunlaşarak, daha sınırlı amaçlar üzerine yapıldı. Bölgesel politika bütçesi kesintiye uğradı ve problem alanların kapsamı azaltıldı.

Aktif bölgesel ve endüstriyel politikalardan merkezi yönetimin “geri dönüşü”ne, ekonomik kalkınmaya yönelik yeni bir bölgesel ve yerel ölçünün ortaya çıkışı eşlik etti. Bu, kısmen, ekonomik kalkınma politikaları ve artan yerel sorumluluk ile yerel özdeşleşmeyi artırmak için, belirli ekonomik kalkınma faaliyetlerinde (mesela, İskoçya Kalkınma Ajansı ve Highland & İskoçya Kalkınma Kurulu’nun oluşumu) artan otorite temsilinin eşlik ettiği bölgesel kurumsal inşaya atfedilebilirdir. Yerel otoriteler ve diğer grupların büyüyen ekonomik ve sosyal sorunlar ilişkin kendi önlemlerini geliştirmeye ve uygulamaya başlamaları nedeniyle, eğilim “aşağıdan yukarıya” teşviklerde bir artış kaynaklıydı da. Aynı zamanda, bölgesel kalkınma düşüncesi, girişimciliğin ve KOBİ’lerin öneminin bir (yeniden) keşfi ile içsel büyümenin –yerel veya bölgesel tanımlamayla- özendirilmesi yönünde değişiyordu. Teknoloji, giderek,  ileri teknoloji bölgeleri ve bilim parklarına bir bölgesel odaklanmaya yol açan, büyüme refah için belirleyici bir faktör olarak görüldü.

1980’lerin ortasından ileriye doğru, bölgesel kalkınmanın yeni kavramları belirmeye başladı. Ekonomik rekabetçilik, özellikle öğrenmeyi sağlayan çevre, girişimler arasındaki etkileşim ve ağ kurma bağlamında, yenilik yapma yeteneğine artan bir şekilde atfedildi. Teknolojik ve organizasyonal değişmeler, hem içsel olarak hem de arz edenler ve tüketiciler ile, onların faaliyetlerini organize ettiği şirketler yoluyla değişim geçiriyordu. Ticari engellerin ve Emek ve sermayenin serbest dolaşımı üzerindeki diğer sınırlamaların tedrici olarak kaldırılması yabancı yatırımlar, şirket birleşmeleri ve satın almalar gibi ticaret ve firmalar arası bağlantılar yoluyla ekonomik faaliyetlerin hızlandırılmış bir uluslararasılaşmasına yol açıyordu.

Bu bağlamda, bölgesel kalkınmanın yeni teorileri, endüstriyel sosyal çevre (Storper, Camagni) ve kümeler ve ağların rolü (Porter, Morgan)  ile ilgili bir şekilde öne çıkmaya başladı. Rekabetçi üstünlüğün, giderek, yenilikçilik ve pazarlama alanlarında, bölgelerin bilgi ve tecrübenin üretimi, edinimi, kontrolü ve uygulanmasını sağlama yetenek ve kapasitesini ima ettiğinin farkına varıldı. İşletmeler arasındaki mekansal karşılıklı ilişki, önemli olarak kabul edildi – örneğin, bilgi ve araştırma ağlarına katılım, arz zincirleri, KOBİ işbirliği, hükümet- endüstri bağları.

Avrupa düzeyinde araştırma, “öğrenen ekonomi” nin yoğun ağı tarafından karakterize edilen sınırlı sayıdaki öncü bölgenin bir ekonomik coğrafyasını ortaya çıkardı – ileri teknoloji firmaları, araştırma merkezleri, teknik okullar, hizmet merkezleri, üniversiteler, eğitim merkezleri, teknokentler, bilgi ve tecrübe ağları vb.  İddia, böyle bölgelerin, yenilikçilik bileşenlerini teşvik etmek ve yeni rekabetçi üstünlük kümeleri yaratmak için üretim yapılarını yeniden yapılandırabilmiş ve ilerletebilmiş olduğuydu. Öncü bölgelerin bu “takımadalarının” aksine, daha geniş ve sıklıkla çevre olan AB alanlarının başarılı kalkınmanın temel ön koşullarının çoğundan yoksun olduğu görüldü. Bu bölgelerin, zayıf bir şekilde gelişmiş bir yetenek tabanına, çok az eğitim fırsatına, zayıf arz kapasitesine ve sınırlı kurumsal altyapıya sahip, bu yüzden düşük düzeyli, düşük potansiyel, fabrika şubesi faaliyetinde kapana kısılma riskine giden (bölgeler) olduğu düşünüldü.

Bölgesel kalkınmanın meydan okuması, yerel ve bölgesel sorunların,  bu artan oranda karmaşık  haritasına tepki gösterme olmuştur. Ekonomik olduğu kadar sosyo-kültürel olan ölçüler ile hem bölgenin kapasitesini hem de özelliklerini ilerletmeye yönelik daha ileri bir yaklaşım geliştirmek için bir gereklilik olduğu görülür. Politik tepki, Tablo 1’de “Çağdaş bölgesel politika” olarak adlandırılan, stratejik bölgesel kalkınma yönetimi ile ilgili bölgesel politikanın yeni bir tipi olmuştur.

Bazı yönlerden, bu politika yaklaşımı yeni değildir. Bölgesel ekonomik planlama, birkaç ülkede (Birleşik Krallığı kapsayan) 1950’ler ve 1960larda aktif şekilde sürdürüldü ve bölgesel fiziksel planlama çeşitli biçimlerde teşvik edilmiştir (Almanya’da Raoumordnung, Fransa’da amenagement du territoire). Ama, bölgesel stratejik planlamada yeni bir döneme işaret eden 1988 Yapısal Fonlar Reformu’ydu. Contrats du plan ile (eyalet-bölge planlama sözleşmesi) Fransız deneyimini toparlayan Avrupa Komisyonu, AB bölgesel politikasına ayrılmış büyüyen kaynaklara uygulamaya yönelik yeni bir yaklaşım geliştirdi. Bütün elverişli bölgelerden, yerel ve bölgesel aktörlerin ortaklığı yoluyla yaratılan ve uygulanan kalkınma stratejileri temelinde, AB kaynaklarını harcamak için bölgesel kalkınma planı hazırlamaları istendi. Başlangıç harcamalarının çoğu 1990larda başarılı programlama döneminde geleneksel altyapı üzerine olmasına rağmen, onlar, dizaynları, yönetimleri, uygulanmaları ve değerlendirilmeleri konusunda çok ileri olmuşlardır. Dahası, Yapısal Fon programlama ile deneyim bütünleşik, stratejik kalkınma planları, programları ve anlaşmalarının artan kullanımı ile yurtiçi bölgesel politikalara transfer edilmiştir.

Bölgesel kalkınmaya yönelik bu çağdaş yaklaşımların karakteristikleri dört mislidir. Birincisi, onlar, politika sektörünün bir dizisini kaplayan, geniş bir eylem kümesine sahiptir: fiziksel ve ekonomik altyapı, iş geliştirme, Araştırma ve Teknoloji Geliştirme (RTD) , insan kaynakları, turizm, çevre vb. ikincisi, ulusal politik versiyonları bütün bölgelerdeki ekonomik kalkınmayı kuşatmaya eğilimlidir, sadece bölgesel politika amaçları için oluşturulmuş olanları değil (mesela, İngiltere’deki bölgesel strateji, İsveç’teki bölgesel büyüme anlaşmaları). Üçüncüsü, onlar, iş çevresi ve hafif altyapıda hedeflen ölçülerin çok yıllı bir programı ile kalkınmaya için ileriye dönük bir yaklaşımı yürütmeye eğilimlidir. Sonuncusu, onlar,bölgesel ototriteler tarafından öncülük yapılan ve  yerel hükümet, gönüllü sektörü, iş ve sosyal topluluklardan geniş bir ortak topluluğunun dahil olduğu, kolektif/görüşülmüş politika uygulamalarına yönelik özgün bir yaklaşıma sahiptir.

Tablo 1: Bölgesel Kalkınmanın değişen Paradigması

Kriter Klasik Modern
KAVRAMSAL TEMEL
Endüstriyel yerleşme TeorileriAnahtar faktörler, üretim maliyetleri, işgücüne erişim gibi bölgesel özellikler Öğrenen bölge teorileriAnahtar faktörler yenilikçi sosyal çevre, kümeler, ağlar
POLİTİKA KARAKTERİSTİKLERİ
Hedef(ler) Eşitlik ya da etkinlik Eşitlik ve etkinlik
Amaçlar İstihdam yaratmaArtan yatırım Artan rekabetçilik(girişimcilik, yenilikçik, yetenekler gibi)
Eylem Kümesi Dar (ekonomik/endüstriyel) Geniş (çok sektörlü)
Operayon tarzı Tepkici, proje temelli İleriye dönük, planlı, stratejik
POLİTİK YAPI
Mekansal odak Sorun alanlar Tüm bölgeler
Analitik Temel Belirlenmiş göstergelerBölgesel ihracat Bölgesel SWOT analizi
Temel Araç Teşvik şeması Kalkınma programı
Yardım İş yardımıAğır altyapı İş çevresiHafif altyapı
ORGANİZASYON
Politika geliştirme Yukarıdan aşağı/merkezi Kolektif/ Müzakere edilmiş
Öncü organizasyon Merkezi yönetim Bölgesel otoriteler
Ortaklar yok Yerel yönetimGönüllü sektör, sosyal ortaklar
Yönetim Basit/rasyonel Karmaşık/bürokratik
Proje seçimi işçelleştirilmiş katılımcı
Zaman ölçütü Açık uçlu Çok yıllı planlama dönemi
DEĞERLENDİRME
Aşama(lar) gerçekleşen Beklenen, geçici, gerçekleşen
Çıktılar ölçülebilir Ölçümü zor

 

  1. KLASİK BÖLGESEL POLİTİKADAKİ TRENDLER

Yukarıdaki trendlere ilişkin daha ayrıntılı düşünmek amacıyla, takip eden bölüm İskoçya ve İskandinav ülkelerinin özgün durumuna yoğunlaşır. Diğer Avrupa ülkelerinin gerekli şekilde temsili olmamasına rağmen, onlar, paradigmadaki değişimin nasıl ortaya çıktığının bazı pratik örneklerini sağlarlar. Bu bölüm, ilk olarak, mevcut politikanın ana özelliklerini değerlendirmeden önce, İskandinav ülkeleri ve İskoçya’da sürdürülmüş olan geleneksel bölgesel politikaların arka planını, onların amaç ve trendlerini inceliyor. Daha sonra, Takip eden bölüm, çağdaş trendleri ve politika güçlüklerini inceler.

  • Politika Amaçları ve Trendler

 İskoçya’da/İskandinav Ülkelerinde, bölgesel politikanın uygulamaya sokulmasının ilk rasyoneli, ekonomik faktörlerin (azalan istihdam), politik (bölgesel uyum, sosyal adalet) ve mekansal planlama düşüncesinin (yerleşim yapıları ve nüfusun mekansal dağılımıyla ilgili) bir bileşimiydi. Norveç’de bölgesel politika, hemen hemen benzer şekilde, “mevcut yerleşim modelini sürdürme ve ülkenin bütün parçalarındaki yaşam şartlarını eşitlemeyi sağlama” amacıyla “çevre politikası” ile tanımlandı. Mevcut Norveçyen bölgesel politika, çevresel (geri kalmış) toplulukların bütün yönlerinin yaşabilmesine odaklanan, ekonomik faktörler kadar nüfusu hesaba katan bu amaçları hala muhafaza eder. Sosyal unsurların önemi, kadınların ve genç insanların ülkenin geri kalmış bölgelerinde kalmasını teşvik etmeye verilen özeni ve ülkenin bütün parçalarında kamu hizmetleri ve cömert refah yardımlarının sürmesine yönelik çabaları yansıtır. Kadınlar ve genç insanların dış göçüne ilişkin kaygı, gelir vergisi sistemine yönelik revizyonları ve yerel topluluk faaliyetlerine bu grupların katılımını teşvik etmek için dizayn edilmiş özel (şimdiye kadar, küçük) programları kapsayan bir dizi yeni tedbire yol açmıştır. Bu sosyal odaklanmanın önemi, günümüzde, “geniş ve “dar” bölgesel politikalar arasındaki geleneksel ayrımı tamamlayan Norveçyen bölgesel politikanın bir üçüncü “ayağı”(ya da aşaması) gibi düşünülmesidir. Norveçyen bağlamda, son yıllarda, bölgesel kalkınma konularının yönetim politikaları üzerinde daha büyük bir etkiye sahip olduğundan bahsedilebilir. Bütün yeni politika değişikliklerine, geri kalmış bölgelere yönelik bu değişiklerin sonuçlarının “ön değerlendirme”  eşliğinde olduğunu   temin etme sözü bakanlıklara verildi. Bahsedilmesi gereken diğer bir önemli şey, Gelişen çevre alanlara yönelik “büyüme kutbu” yaklaşımlarına ilgi yenilendi (kaynakların Bu bölgelerdeki ana kent merkezlerine  yönlendirilmesi).

Norveç’teki gibi İsveç’teki bölgesel politika, yerleşimlerini hesaba katmaksızın, istihdam olanaklarına, toplum hizmetlerine ve sağlıklı bir çevreye yönelik için herkese eşit bir ulaşım hakkı verme amacıyla, sosyal refah politikasında köklere sahipti. Ek olarak, politika nüfus ve istihdam konusunda bölgeler arasında bir denge sürdürme amacına sahipti. Çok yakın zamanlarda, mevzuat, sürdürülen ekonomik büyümeyi, farklı bölgeler için fırsat eşitliğini ve refahın eşit dağılımını destekleme ihtiyacını tanımlamıştır. Bu, bu İsveç’in genel politikasında görülen daha genel bir trendin, eşitlikle daha az ilgili olduğunu ve etkinlik sorunları tarafından daha fazla yönlendirilmiş olduğunu yansıtır. İlgili olarak, “dar” bölgesel politikayla (mesela, temel olarak, yardım edilen alanda bölgesel teşvikler) “geniş” bölgesel politika (meseal, devlet etkinliklerinin mekansal etkileri) arasındaki farklılaşma son yıllarda ortaya koyuldu ve birkaç kamu reporu “geniş” politika yaklaşımı yönüne daha fazla hareketi önerdi.

Finlandiya’daki bölgesel politika amaçları, kırsal bölgelerden dış göçün engellenmesi ve savaş boyunca yerleşim yerlerinin ve toplulukların yok edilmesine cevap verilmesi ihtiyacına yoğunlaştı. Başka her yerde olduğu gibi, bölgesel kalkınmaya yönelik Fin felsefesi, son yıllarda ileriye dönük bir biçimde değişti ve geleneksel bölgesel politika yaklaşımı tekrar gözden geçiriliyor. Bölgesel kalkınmanın hedefi, son zamanlarda, ulusal ekonomik rekabetçilik, büyüme ve istihdam olarak görülmüştür. Bölgesel politikanın tamamen yeni bir zorluğunu yaratmış olan vurgu değişmesi ile artık, Bölgesel problemlerin seyrek nüfuslu alanlarda yoğunlaştığı düşünülüyor. Son yıllarda, hızlı ileri teknoloji girişimleri için kent alanlarının cazibesinin artıran teknolojik değişme ve üretim uzmanlaşması, coğrafi yoğunlaşmanın üstünlüklerini artırmıştır. Politik odak, kırsal alandan kaynaklanan dış göçün önlenmesinden her bir bölgedeki ana kent alnlardaki nüfus ve kalkınmanın sürdürülmesine kaymıştır.

Danimarka’da, 1960lar ve 1970lerde açıklanmış olan politik amaç, bölgeler arasındaki ekonomik refaha ilişkin eşitliği teşvik etmekti. Diğer bir deyişle, Kopenhag’daki ve diğer bölgelerdeki tıkanıklıktan kaçınmaya ilişkin ekonomik argümanların çok daha az sıklıkla ve daha az baskın şekilde hatırlatılmasına karşın,  müdahale, temel olarak sosyal eşitlik adına ayarlandı. 1980lerin ortalarından beri, Danimarka’da bir bölgesel politika yapmak için, Danimarka firmalarının uluslararası rekabetçiliğini geliştirmeye amacıyla genel girişimi desteklemek için içsel bölgesel kaynakları harekete geçiren raison d’e’tre si ekonomik bakımdan ilk olarak uygulamaya sokulmuştur. İstihdam düzeyleri ve vergilenebilir gelire odaklanan sosyal ve mali parametrelerin, ulusaltı düzeyde, açıkça görülür olmasına rağmen, Bu, ulusal düzeyin altında ya da ulusal düzeyde kurulmuş, ekonomik yapıdaki aşağıdan yukarıya teşviklere ev sahipliği yapmak yoluyla yankı da bulmuştur. Çok yakın zamanlarda, ülkenin hem daha güçlü hem de daha zayıf bölgelerinde büyümenin teşvikini ima eden,  Danimarka firmalarının rekabetçiliğinin gelişmesi, merkezi yönetimin çok üzerinde durduğu bir amaç olmuştur.

İzlanda için ana bölgesel problem, coğrafi çevrenin, başkente göçün ve geniş bir ölçüde, işsizliğin bir bileşiminden oluşur. Merkezi politika amaçları şunlardır: doğal kaynak alanlarındaki nüfus yerleşmesinin güvenliğini sağlamak; karlı ve çeşitlenmiş yerel ekonomi ve modern hizmetlerin gelişmesi için potansiyel sunan alanlardaki nüfus yerleşimini güçlendirmek; ve başkente nüfus akımını azaltmak.

Son olarak, İskoçya’da, İskoçya Parlamentosu’nun kuruluşuna kadar, bölgesel ekonomik kalkınma politikası, Birleşik Krallığın sbir sorumluluğuydu. BK bölgesel politikasının orijinal amacı, ikincisi, özellikle ulusla çaptaki düşük işsizlik döneminde, savaş sonrası dönemin çoğunda vurgulanan, ama resmi olarak açıklanmayan, hem sosyal hem ekonomik bileşenlere sahipti. Son yıllarda, kısmen içeriye yönelik yatırımların cazibesine yapılan, ama ulusal ve bölgesel rekabetçiliğe eklenmiş baskıyı da yansıtan vurgu sebebiyle, politika için ekonomik duruma bir kez daha artan ağırlık verilmiştir.

  • Politika karakteristikleri

Bütün ülkelerde, bölgesel politikanın klasik biçimi son yıllarda, hem mekansal kapsam hem de harcamalar konusunda önemli bir azalmaya konu olmuştur. Mekansal kapsam ile ilişkin, incelenen ülkelerde oluşturulmuş yardım alanlarının nüfus kapsamı BK, Danimarka ve İsveç’de 3’te 1’den daha fazla,  Norveç ve Finlandiya’da 5’te 1 civarında azalışla, son iki onyıl aşkın süredir önemli ölçüde düşmüştür. Benzer bir azalma, çoğu Avrupa ülkesinde görülebilir. Sorunlu bölge haritalarının görünümü, önemli derecede değişmiştir de – ülke içindeki bütün bölgelerin genel olarak belirlendiği bir pozisyondan,  pek çok bölgesel yardım haritası ebedi olarak bölünmüş olmuştur. Bir dereceye kadar, bu, Bölgesel Yardım Esasları kapsamındaki alan belirleme amaçları için ülkelerin hazır olduğu azalan nüfus tavanları nedeniyledir. O, sadece dezavantajlı olmayan ama aynı zamanda genel olarak kalkınma ve özel olarak içe dönük yatırımlar için uygun alanlarda sağlayan alanların belirlenmesi için artan baskıyı da yansıtır. Giderek artan bir şekilde, yardım edilen alan haritaları bölgesel eşitsizliği olduğu kadar bölgesel fırsatların bir yansımasına sahip olmuştur. Mevcut kapsam (mesela, 2000-2006 döneminde rekabet politikası yetkililerinin uygun bulduğu kapsam) Finlandiya’daki %42.3’den, BK’da %30.7 (Ama İskoçya Nüfusu %48) ve Norveç’de %25, Danimarka’da %17.1 ve İsveç’de %15.9’a kadar değişiklik gösterir.

Bölgesel yardım harcamasındaki azalışlar çoğu Avrupa ülkesinde önemli olmuştur. Örneğin, incelenen ülkelerden Danimarka’nın tüm bölgesel yardımlar için brüt harcaması 1986’daki 186  Milyon Danimarka Kron’undan (ana teşvike, Bölgesel kalkınma yardımına ayrılmış 120 Milyon DKK civarındaki (yardım) ile) civarında , 1991’de bölgesel yardım paketinden vazgeçişini takiben 0’a düşmüştür. 1970 ve 1980lerdeki İngiliz bölgesel teşvik paketinin otomatik bir temelini temsil eden bölgesel kalkınma yardımının terkini yansıtan şekilde,  Britanya’da 1990’ların ortalarından sonuna kadar bölgesel yardım harcaması,  daha önceki on yılın yarısından daha azdı. İsveç’de de 1990ların sonunda ana bölgesel yardımlara(bölgesel kalkınma yardımı ve istihdam yardımı) yapılan harcama, reel anlamda, 1980’lerin ortasından sonuna kadarki düzeyin sadece çeyreğiydi. Finlandiya da, bölgesel yatırım için harcama düzeylerinde, reel anlamda 1990lardan sonra herhangi büyük bir azalma deneyimlememesine karşın, harcama önceliğini AR&GE yönünde değiştirmiş olması yüzünden, bölgesel yardım azalması yaşamıştır. Norveç’de de, Bölgesel yatırım harcamaları son yıllarda nispeten stabil olmuştur.

 

Ülke Mekansal kapsam 2000-06(Ulusal nüfusun %’si) 1999’da Ana bölgesel teşviğe yapılan harcama (1997 fiyatlarıyla, Milyon Euro)
Danimarka 17.1
Finlandiya 42.3 51.4
İzlanda
Norveç 25.5 73.5
İskoçya 48.0 102.4
İsveç 15.9 54.3

Araçlar ilgili oldukça,  bölgesel hibeler, teklif üzerindeki bölgesel teşvik paketinin ana unsurunu sunar (aşağıdaki kutuya bak).  İstisnalar şunlardır: 1991’de bölgesel yardım programından vazgeçtikten sonra, geçen 10 yıl için politika odağını  doğrudan yardım programlarından ziyade çerçeve önlemler olmuş olan Danimarka; ve bir geleneksel yatırım hibeleri geleneğine sahip olan İzlanda. Finlandiya, Diğer teşvik türleri, Norveç ve isveç’de bulananlar hariç, incelenen ülkelerin biri ya da kalan diğerlerini sınırlamaya eğilimlidir. Bu yüzden, risk kredileri (ya da borç garantileri), yüksek riskli yatırım projelerini desteklemek için girişim sermayesi sağlayan Norveçyen bölgesel teşvik paketlerinin parçasıdır; problem bölge işletmeleri tarafından alınan ek emekle ilgili yardım sağlayan İsveç’te, bir istihdam yardımı vardır ( ama bölgesel hibe yardımı alan firmalar için yoktur); bölgesel vergi yardımı, en yoksul yardım bölgelerinde bir azalan amortisman payı biçiminde Finlandiya’da bulunabilir.

Yardım programları, uygun bölgesel yardımların merkezindeyken,  sabit sermaye yatırımlarının ötesinde uygun yatırımın genişletildiği derece konusunda bazı ilgi çekici farklar vardır. Örneğin, Norveç’de, uygun Araştırma ve Teknoloji Geliştirme (ATG) maliyetleri (iş dahilindeki ATG personelinin ücret maliyetini içeren) konusunda olduğu kadar, stratejik planlama ve ihracat danışmanlığına ilişkin iş geliştirme danışmanlığı biçimindeki “hafif” harcamalar için destek mevcuttur. İsveç’de, bölgesel kalkınma yardımları hem ağır yatırımları (tesis ve makineler gibi) hem de hafif yatırımlarını (üretim geliştirme, patent ve lisanslar, bilgi yayınlama ve eğitim gibi) destekler. Finlandiya’da, son zamanlarda başlatılan iş antlaşmaları yardımı, mevcut yardım tiplerini, yatırım yardımı (sabit varlık yatırımları için destek), işe başlama desteği (kiralama ve kuluçka birimlerin içinde meydana gelmiş diğer hizmet desteklemelerini ve yaratılan yeni iş sayısıyla ilişkili başlangıç yardımlarını da içeren), iş çevresi geliştirme desteği ( iş çevresini geliştirmek amaçlı önlemler için yardımı içeren) ve KOBİler için gelişme yardımı (küçük ve orta büyüklükteki girişimlerin rekabetçiliğini ya da uluslararasılaşmasını artıran projelere yardım eden) türlerine ayırır. Daha yüksek ödül tavanından faydalanan belirlenmiş yardım alanları oluşturulsa bile, çoğu böylesi iş yardım desteği ulusal açıdan mevcuttur. Ek olarak, büyük işletmelere yardım (aid),  yardımcı olunan (asist) alanlara sınırlıdır. Son olarak, İskoçya’da, Bölgesel Seçici Yardım ( Projeler için 100.000 Sterlin’den fazla) ve büyüme programı yatırımı (daha küçük projeler için), genellikle yardım edilen projenin sermaye maliyetine ilişkindir; devam eden maliyetler desteklenmez. Ama, işin doğasından  (nature) ortaya çıkmayan  belirli maliyetler yardıma hak kazanabilir – patent hakları, profesyonel ücretleri, kurma ve kaldırma maliyetleri.

Sonunda, bölgesel teşviklerin, oluşturulmuş yardım alanlarında iş yardım tablosunun sadece bir parçası olması gerektiğine vurgu yapılması gerekir. Desteğin şunları içeren diğer kategorileri de bulunabilir, en öncelikli KOBİ yardımları, ATG desteği ve kırsal kalkınma yardımı. Böylesi çeşitli fonlama fırsatlarının varlığı, Yapısal fonlar yoluyla AB üyesi ülkelerdeki, sıklıkla eş-finansman sağlama bölgesel düzeyde politik koordinasyonun ortaya çıkarılmasında dikkate alınabilir bir baskıya yol açar. Bu bölüm 5’de daha fazla tartışılır.

  1. ÇAĞDAŞ BÖLGESEL POLİTİKA

Bölgesel politikanın geleneksel biçimi altında bölgesel yardım araçlarının değişen rolü yanı sıra, paralel bir gelişmenin –özellikle geçen 10 yılda- bölgesel ve yerel stratejik planlamayı uygun hale getiren öneminin artışı olmuştur. Amaçlı önlemlerin stratejik bir programındaki farklı politik, sektörel ve yerel grupların çıkarlarını birleştiren çok yıllı planlama, bölgesel ve yerel kalkınmanın ana özelliği olmuştur.

Bu eğilimin en baskın örnekleri, AB fonlu bölgesel yenilik planları (Bölgesel Teknoloji Planı –RTPs-, Bölgesel Tekonoloji Transfer Projeleri –RITTS-, Bölgesel Yenilik Stratejisi –RIS-)  ve bölgesel istihdam mukaveleleri kadar uygulanan AB Yapısal Fonları için geliştirilmiş bölgesel kalkınma programlarıdır. Bölgesel stratejik planlamaya yönelik bu yaklaşım, Bölgesel ve yerel küme stratejilerine artan ilgi kadar, Danimarka’nın yurtiçi ekonomik kalkınma politikalarında ( DATI- destekli Bölgesel kalkınma programları), Finlandiya’da (Bölgesel Konsey kalkınma stratejisi), İskoçya’da (İskoçya’daki Bölgesel Kalkınma Çerçevesi ve Yerel Ekonomik Stratejiler) ve İsveç’de (bölgesel büyüme anlaşmaları)  belirgindir de.

  • AB Bölgesel Kalkınma Stratejisi

AB bölgesel kalkınma stratejisi, incelenen ülkelerin sadece dördünde, Danimarka, İskoçya, Finlandiya ve İsveç’de uygulanıyor. İskoçya,  1980’lerin ortalarındaki bütünleşik kalkınma operasyonları ve 1990’lar boyunca ulusal bölge nüfusun çoğunun belirlenmesine kadar giden Yapısal Fon programları ile en geniş deneyime sahiptir.  AB fonlu bölgesel kalkınma programları, Danimarka’da da iki onyılı aşkın zamandır ve Finlandiya ve İsveç’de 1995’ten beri uygulandı. Tablo 3’de gösterildiği gibi, 2000-2006 döneminde kaynakların varlığı, önemli ölçüde çeşitlilik gösterdi: Finlandiya’da 1.455 Milyon Euro’dan, İsveç ve İskoçya’daki 1.150 Milyon Euro ve Danimarka’da 189 Milyon Euro’ya kadar değişiklik göstererek.

Hedef 1 Hedef  2
Kapsam (%) Program No Toplam Yapısal Fon Tahsisi (Milyon Euro) Kapsam (%) Program No Toplam Yapısal Fon Tahsisi (Milyon Euro)
Danimarka 10.2 1 189
Finlandiya 21 2 948 30.9 3 507
İskoçya 7 1 308 61.0 3 807
İsveç 11 2 748 13.8 4 423
AB 15 22 135.954 18.2 95 22.454

 

Yapısal Fonların var olduğu olduğu bahsi geçen uzun dönemde, özellikle İskoçya’da başarılı program dönemleri boyunca program oluşturmaya ve yönetimine yönelik yaklaşımlar, bölgeselleşmiş ve stratejik ekonomik kalkınma programlarının zaman boyunca nasıl geliştirilebildiğini örneklerle açıklar. İl başta, 1980’lerin sonunda, bütünleşik bölgesel stratejilere ilişkin çok az deneyim vardı ya da hiç yoktu. AB bölgesel kalkınma planları merkezi yönetim bölümlerindeki küçük gruplar ya da komiteler tarafından tasarlandı –analiz ya da değerleme yapılmaksızın-. “Stratejiler”, temel olarak, programların ya da projelerin (fiziksel altyapı ve iş yardımına odaklanan) toplanmasıydı, proje değerlendirme süreçleri zayıftı ya da yoktu ve yararlanıcılar “hibe fırsatları” konusundaki programları incelemeye eğilimliydi.

İlk versiyonlar ile Yapısal Fon programlarının en son jenerasyonunu (2000-2006) karşılaştırılırsa, yaklaşımda bir “büyük dönüşüm”  olduğu aşikardır. Danimarka, Finlandiya, İskoçya ve İsveç’de, program geliştirme, gelişmiş planlama tekniği ile ortakların daha geniş katılımını içeren etkileşimci analiz süreçleri, danışmanlık ve geri bildirim tarafından desteklendi. Strtejiler, Avrupa Komisyonu’nun sürdürülebilir kalkınma ve eşit fırsatlarının “yatay önceliklerine açık tepki verme vermenin yanısıra, ATG ye, insan kaynaklarına ve iş çevresini geliştirmeye verilen artan önemle, daha geniş bir öncelik dizisini birleştirdi. Program yönetimi, yönetim bilgileri ve izleme sistemlerine tahsis edilmiş büyüyen kaynaklar ile giderek ademi merkeziyetçileşti (ödeme sorumluluğunun geniş ölçüde hala merkezi yönetimin bir fonksiyonu olmasına rağmen).

Her ülke, ortak özellikleri olmasına rağmen, fonları oygulamak için farklı bir yaklaşıma sahiptir. Danimarka’da, yapısal fonlar merkezi yönetim, özellikle Danimarka Ticaret ve Sanayi Ajansı (DATI) tarafından koordine edilir ama operasyon yönetimi eyalet düzeyinde gerçekleştirilir ( Bölgesel yönetim  komiteleri vasıtasıyla). Finlandiya’da, AB bölgesel politikası birkaç sektörel bakanlık ile işbirliği halinde çalışan İçişleri Bakanlığı tarafından koordine edilir. Programların hazırlığı ve yönetimine bölgesel konseyler tarafın öncülük edilmesine rağmen, Ulusal yönetim bakanlıkları (Finlandiya İstihdam ve Ekonomik Kalkınma Merkezi -T&E Centres-) harcam a kararlarında, özellikle iş yardımı ile ilgili olanlarda büyük bir etkiye sahiptir. İskoçya’da, Ulusal yönetim (İskoç Yönetimi) yapısal fonların uygulanmasını da kordine eder ama program yönetimi için operasyonel yetki, proje üretimi, değerlendirmesi ve seçimi sürecin yöneten bölgesel “program yönetimi”ne devredilir. Son olarak, İsveç’de merkezi yönetim, Yapısal Fon uygulamasını aşamalı bir şekilde, ademi merkeziyetçi bir biçime dönüştürüyor. Endüstri, İstihdam ve İletişim Bakanlığı ve İsveç Ekonomi ve Bölgesel Kalkınma Ajansı (NUTEK) bir koordinasyon fonksiyonuna sahip olmasına rağmen, 2000-2006 programlarının yönetimi ve uygulanması , hem yönetim hem de ödeme yetkisi sorumluluğunu edinen Eyalet Yönetim Kurulu ile, tamamen bölgeselleşmiştir.

Dört Avrupa ülkesindeki en son programlar gözden geçirildiğinde (Tablo 4’e bak), stratejiler 1994-1999 trendini devam sürdürüyor: Fiziksel altyapı harcamalarından uzaklaşan bir değişiklik ve sürdürülebilir kalkınmanın bir taahhüdü ile, iş rekabetçiliği faktörlerine (girişimcilik, yenilikçilik vb.) bir yoğunlaşma. Danimarka Hedef 2 Programının genel amacı tipiktir: yapısal problemli bölgelerde refahı, istihdamı eşit fırsatları ve sürdürülebilir bir çevreyi sağlamak amacıyla kalkınma ve değişim koşullarını geliştirme”. Ya toplulukların coğrafi veya alanların hedef seçilmesi (İskoç proramları kentsel ve kırsal alanlardaki toplumun ekonomik ve sosyal gelişmesine ayrılmış kaynakların %20-25’ine sahiptir) ya da büyüme potansiyelli sektörlere yoğunlaşan (İsveç, Norra Norrland) sektörel hedefleme vasıtasıyla, Kaynakların hedeflenmesi birkaç programın yine bir özelliğidir. Uzun ömürlü bir birası terk etme ihtiyacı, özel sektörün doğrudan ihtiyaçlarını daha fazla odaklanmaya taahhüt de (İsveç, Finlandiya) bazı programların ortak bir özelliğidir (özellikle İskoçya’da). Son olarak, özellikle Danimarka, Finlandiya ve İsveç programlarında, programların “ortak –eşzamanlı- temaları” arasında, bilgi toplumunun gelişmesinin güçlü bir özellik göstermesi dikkate değerdir. Avrupa Komisyonu, İskandinav yapısal fon programlarının %20-30’unun, bilgi toplumuna, özellikle bilgi endüstrilerinin desteklenmesi ve bilgi teknolojilerine erişimin teşvik edilmesine ayrılabildiğini tahmin eder.

Tablo 4: Danimarka, Finlandiya, İsveç ve İskoçya’da Yapısal Fon programlarının Öncelikleri ve Temaları (Konuları)

Program Milyon Euro Program Öncelikleri Ortak Temalar
Danimarka
O2: 5 Bölge 159 1.     Bölge Kalkınması (%43)2.     İş Geliştirme (%24)

3.     Becerilerin Geliştirilmesi (%28)

Küresel ekonomi ve bilgi temelli topluma geçiş
Finlandiya
O1: Doğu Finlandiya 321 1.     İş Geliştirme (%40)2.     Kırsal Kalkınma ve Balıkçılık (%31)

3.     Yetenekler ve İstihdam (%26)

Bilgi Toplumuözellikle kent merkezlerinde ve Bilgi Teknolojilerine (BT-IT) erşimi teşvik eden  Yeni teknolojilerin uygulanması,
O1: Kuzey Finlandiya 627 1.        İş geliştirme (%35)2.        Bilgi ve İstihdam (%29)

3.        Kırsal Kalkınma (%21)

4.        Altyapı (%14)

Bilgi Toplumuözellikle ileri teknoloji sektörlerine kent merkezlerine yardım eden ve bilgi teknolojilerine ulaşımı teşvik eden yeni teknolojilerin uygulanması
O2: Aland Adaları 5 Ekonomik Kalkınma ve Adalar Bilgi Toplumu
O2: Güney Finlandiya 218 1.        İş geliştirme ve ekonomik yeniden yapılanma (%40)2.        Yeteneklerin geliştirilmesi ve yeni teknolojiler (%21)

3.        Altyapı modernizasyonu ve Canlı Çevrenin İyileştirilmesi (%36)

Kümeler ve büyük sektör stratejileriBilgi Toplumu

Kent problem alanlarına yeni odak

O2: Batı Finlandiya 248 1.        İş yardımı ve iş çevresinin cazibesi (%40)2.        Know-How ve İnsan Kaynaklarının geliştirilmesi (%33)

3.        Alt bölgelerin gelişmesi, kent alanları ve yerel

toplulukların cazibesi (%24)

Kümeler ve büyük sektör stratejileriBilgi Toplumu

Kent problem alanlarına yeni odak

İsveç
O1: Norra Norrland 391 1.        Altyapının geliştirilmesi (%26)2.        Ticari ve Endüstriyel Ggelişme (%27)

3.        Yeteneklerin ve istihdamın gelişmesi (%22)

4.        Kırsal kalkınma, Balıkçılık ve kültür Balıkçılığı (%13)

5.        Doğa, kültür ve İnsan çevresi (%9)

6.        Sami Programı (%2)

Gelişen yüksek teknolojili şirketlerBilgi toplumu
O1: Södra Skogslan 357 1.        Endüstriyel gelişme (%46)2.        Yaşamboyu öğrenme ve insankaynaklarının gelişmesi (%19)

3.        Kent alanlarının geliştirilmesi ve tarım ormancılık,

balıkçılık ve kültür balıkçılığı (%18)

4.        İnsan çevresi ve altyapılarının gelişmesi (%13)

5.        Sami Programı (%1)

Gelişen yüksek teknolojili şirketlerBilgi toplumu
O2: Norra 185 1.        İş geliştirme (%85)2.        Bilginin sürüklediği gelişme (%12) Modern teknolojiYenilikçilik, Bilgi toplumu
O2:Oarna 30 1.        Canlı çevre (%30)2.        İnsan kaynaklarının gelişmesi (%13)

3.        Ekonomi ve altyapı (%53)

Modern teknolojiYenilikçilik, Bilgi toplumu
O2: Sodra 84 1.        Çekici canlı çevre ve ekonomik sektörlerin gelişmesi (%81)2.        İnsan kaynaklarının gelişmesi (%14) Modern teknolojiYenilikçilik, Bilgi toplumu
O2: Vastra 124 1.        Sanayinin ve iş ikliminin geliştirilmesi (%87)2.        Sanayi ve bilgi kurumları arasında işbirliği (%7) Modern teknolojiYenilikçilik, Bilgi toplumu
İskoçya
O1: Highlands&Adalar (geçiş) 308 1.        İş rekabetçiliğini artırma, istihdam yaratma ve geliri artırma (%21)2.        Bölgesel rekabetçilik şartlarını yaratma (%34)

3.        Bölgenin insan kaynaklarını geliştirme (%19)

4.        Kırsal topluluklara yardım etme (%24)

Eşit fırsatlarÇevreyi koruma ve geliştirme

Bilgi toplumu

O2: Doğu İskoçya 250 1.        Stratejik Ekonomik kalkınma (%37)2.        Stratejik yerler ve Sektörler (%38)

3.        Toplum Ekonomik kalkınması (%22)

O2: Güney İskoçya 73 1.        Rekabetçi Girişimler (%37)2.        Rekabetçi yerler ((%38)

3.        İnsanlar ve topluluklar (%19)

O2: Batı İskoçya (taslak) 483 1.        Bölgelerin KOBİlerinin rekabetçi ve yenilikçi kapasitesini geliştirme (%32)2.        Rekabetçi bir yer olarak bölgeyi geliştirme (%36)

3.        Bölgenin ekonomik ve sosyal uyumunu artırma (%29)

 

  • Ulusal Bölgesel Kalkınma Stratejileri

Bölgesel kalkınma stratejilerinin en baskın, en uzun süreli örneğinin, Yapısal Fonlar tarafından sağlanmasına karşın, ulusal bölgesel politikalar dahilinde ekonomik kalkınma tratejilerine artan ilgi ve (stratejilerin) bazılarının kullanımı görülmüştür (Tablo 5’e bak). Bu gelişmenin arkasındaki saik, üç katlıdır.

Birincisi, yukarıda belirtildiği gibi, geleneksel bölgesel politika önlemleri ile bir hayal kırıklığı aşaması olmuştur. Kısmen bu, 1980lerin ekonomik düşüncesindeki ideolojik değişmeyi ve merkezi hükümet tarafından firmaların doğrudan desteklenmesi ve  diğer büyük ölçekli müdahaleler için hoşnutsuzluğu yansıtır. O, mevcut koşullarda böylesi önlemlerin etkin olmadığı düşüncesinin bir belirtisidir de. İsveç bölgesel politikasının son değişmesi samimiydi: “Bölgesel politika refahı dağıtmada başarılı olmuştur, ama, kapsamındaki bölgelerde büyüme cazip çevre yaratamadı.”

İkincisi, daha önce belirtildiği gibi, ekonomik kalkınma, firmalar arası ve kurumlar arası ağların ve iş çevresi ya da endüstriyel ortamın niteliğinin, girişimciliği, KOBİ performansını artırma, yenilikçiliği ve ihracatı ve buradan hareketle bölgesel rekabeti artırmak için merkez olduğu içsel faktörlere, artan ölçüde odaklanmıştır. İçsel kalkınma stratejileri, doğası gereği, bölgeye özgü politikalar ve teşvikler gerektiren, ölçek konusunda bölgesel ve yerel olarak da görülür. İsveç yönetiminin son bölgesel politika reformunda belirttiği gibi, “Bütün bölgelerde kalkınma fırsatları vardır, ama girişimin gelişebilmesi konusunda farklar vardır.”.

Üçüncüsü, stratejik planlama, etkin politika koordinasyonu ihtiyacından kaynaklanır. Çoğu kamu politikasının mekansal anlamlara sahip olduğu ve “klasik” bölgesel kalkınma kaynaklarının çok sınırlı olduğu, uzun zamandır anlaşıldı. Örneğin, 1990ların başlarında, Jon Monnesland, açık bölgesel politikaların İsveç ve Norveç’teki toplam kamu bölgesel yardımının sadece %5-10’nunu açıklayabildiğini, kalan %90-95’in açık bölgesel politika önlemlerine diğer kaynaklardan gelen katkı olduğunu belirtti. Stratejik planlama, genellikle bölgesel düzeyde ulusal düzeydekinden daha kolay gibi görülen bir süreç olan, kamu politikası arasında işbirliği ve koordinasyonu başarmak için bir araçtır.

Tablo 5: ulusal Bölgesel Kalkınma Stratejileri

Ülke Stratejiler Düzey
Danimarka Bölgesel Kalkınma planları/programlarıHedef 2 programları EyaletEyalet
Finlandiya Bölgesel Kalkınma planları/programlarıHedef 1&2 programları BölgelerBölgeler
İzlanda Ulusal bölgesel kalkınma planlarıBölgesel kalkınma planları UlusalBölgesel
Norveç Bölgesel kalkınma planları eyalet
İskoçya Ulusal ekonomik kalkınma sistemiYerel alan stratejileri

Hedef 1&2 programları

UlusalEyalet

Bölgeler

İsveç Bölgesel büyüme anlaşmalarıHedef 1&2 programları EyaletBölgeler

Danimarka’da, bölgesel kalkınma programları, aşamalı bir şekilde, geçen 10 yıl boyunca, daha önemli olmuştur.  Bölgesel finansal teşviklerin kaldırıldığı 1990ların başlarından beri, doğrudan finansal yardımlar, çerçeve önlemler etrafında geniş bir politik fikir birliği ve ekonomik kalkınmanın aşamalı bir ademi merkezileşme olmuştur. İlk vakada, ülkelerin temel bölgesel kalkınma programları geliştirmeleri için ulusal destek sağlandı. 1990ların sonuna kadar, iş hizmetleri, BT’nin kullanımı, özel firmalar arasında etkileşim ve izleme gibi programlar dahilinde belirli tematik ya da fonksiyonel öncelikleri teşvik etmek amacıyla, ulusal destek değiştirildi.

1994’den sonra, iş geliştirme harcamaları planlamalarını geliştirmede AB tarzı program temelli planlama süreçlerini benimsemeleri için Norveç’teki eyaletler teşvik edildi. Eyaletler, 1995-1998 dönemi için amaç ve hedeflerini açıkça belirleyen harcama planları ve somut stratejilerini ortaya koyan yıllık bir Eylem planı oluşturdu. Aynı zamanda, yalnızca program yadımları için değil aynı zamanda çeşitli ulusal yönetim departmanları ve ajansların koordinasyonu konusunda da sorumluluk alan eyaletler ile bölgesel kalkınma stratejilerinin koordinasyonunda eyalet sorumlulukları derece derece artırıldı. Ama, politik sorumlulukların yönetimsel yeniden organizasyonu ve yeniden dağılımının son tartışması (Özellikle eyaletler ve Norveç Sanayi ve Bölgesel Kalkınma Fonu –SND-arasında) eyaletlerin stratejik bölgesel kalkınma programlarını yüklenebildiği derecenin değişebildiğiydi.

BK’da İskoçya’ya yetki devrini içeren  kurumsal değişmenin bir sonucu olarak, iki on yıldaki ekonomik kalkınmasının bütün yönlerinin toptan bir gözden geçirilmesi olmuştur. Bölgesel düzeyde, İskoçya’daki Ekonomik Kalkınma Sistemi (Çerçevesi), “İskoç ekonomik kalkınmasının geliştirilmesinin ilerletilebildiği bir bütünleşik ve uyumlu sistem (çerçeve) sağlamak amacıyla” 2000’de ortaya konuldu.  Kuralcı bir çerçeve strateji olmamasına rağmen, o, standartların çoğunu – uzun dönem planlama, kapsayıcılık, bir ortaklık yaklaşımı ve ekonomik kalkınma faktörlerinin kapsamlı düşünülmesi- somutlaştıran , İskoçya’daki ekonomik kalkınmanın amaçlarının bir vizyonunu ve hiyerarşisini gösterdi. Muhtemelen açıklayıcı bir şekilde, o, politikanın, anekdot ve geçici bir değerlendirmenin yerine analizler tarafından desteklenmesi gerektiği anlamına gelen “kanıt-temelli” olmayı da amaçladı. Daha düşük bir düzeyde, ekonomik kalkınmanın yürütülmesinin yönetim ve parlamento kaynaklı görüşü, yerel kalkınma aktörlerinin yerel stratejileri üretmesi (baskın olarak yerel yetki düzeyinde), iş desteklerinin ve diğer ekonomik kalkınma hizmetlerinin birleşmesini geliştirmesi için bir ihtiyaca yol açtı.

İsveç için, bölgesel büyüme anlaşmaları, son bir yeniliktir. 1997’de takdim edilmiş olan onlar, bölgesel büyüme ve istihdamı teşvik etme amacı ile tasarlandı. Lars Hedegaard tarafından “İsveç’teki bölgesel kalkınma işinin radikal bir dönüşümü” olarak tanımlanmış olan Politika esası, uzun dönem büyümeye, bölgesel toplumsal kaynakların aktif bir koordinasyonuna ve ekonomik kalkınma eylemlerinin uygulanması için daha geniş sorumluluğa bir vurgudur. Yapısal fonlar gibi, büyüme anlaşmalarının geniş ortaklık çerçevesinde düzenlenmesi gerekir; cinsiyet eşitliğini dikkate almalıdır; ve mutabakat,analizi, program stratejisini ve finanse etmeyi kapsamalıdır. Yapısal fonların aksine, uygulamada eyalet alanının başlangıç noktası olmasına rağmen, coğrafi sınırlama, özgün bir şekilde doğal ya da fonksiyonel bölgelere dayalı olarak düşünülür. Büyüme anlaşmalarının ilk jenerasyonu, belediyelerle ortaklaşa eyalet hükümetleri tarafından 1999’un başlarında imzalandı.

Son olarak, incelenen ülkelerin bazılarının, küme politikaları ve stratejilerinin kullanımını teşvik etmeye başladığı belirtmek değerlidir. Norveç’de, Yerel Yönetim ve Emek Bakanlığı, Norveçyen bölgedeki daha güçlü bir “küme”nin varlığını yansıtması olası olan bölgesel politikada Beyaz Kitap’ı sunmuştur.  Bu yaklaşıma ilgi, gerçekten uzun sürelidir, O, önceki Beyaz Kitap’ta resmi olarak tartışıldı – ama o, geçmiş yıllarda, aktif bir şekilde takip edilmiştir.  O, çevre bölgeleri geliştirmeye yönelik “kalkınma kutbu” yaklaşımlarına (kaynaklara, bu bölgelerdeki ana kent merkezlerinin hedef gösterildiği) paralel olan tazelenmiş bir ilgiyi tamamlar. Ulusal düzeyde Norveçyen bölgelerin geniş ölçekli bir analizi -kısmen Bakanlık tarafından fonlanan-, hazırlanma aşamasındadır ve bundan, yeni önlemlerin etkin bir sunumu ya da Beyaz Kitap’daki Bakanlık politikalarına yönelik yeni yol haritası umulmaktadır. Daha açık küme-sektör yanlı önlemler, bazı ödül kriterlerine ya da 2001’deki yeni önlemler aracılığıyla sunulabilir. Ama, şimdiye kadar, böyle küme sorumluluklarının yerel bir düzeye aktarılıp aktarılamayacağı, ya da Norveç’de bölgesel politika yapmanın büyük ölçüde merkezi kalıp kalmayacağı, belli değildir.

İsveç’de, daha büyük politik adem-i merkeziyetçilik arka planına karşın,  küme stratejilerinin gelişmesi bölgesel düzeyde daha fazla göze çarpar. Bu trendler, bölgesel ve yerel otoritelerinin yerel rekabet üstünlüğünden yararlanması yeteneğini pekiştirmiştir. Bir bölge örneğinde –Doğu İsveç-, bu, bölgesel büyüme anlaşmasının parçası olarak tamamen gelişmiş küme stratejisinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Doğu İsveç küme politikası, 1999’daki küme eşleştirme (haritalandırma) serisinde ilk ve yaygın yerel otorite anlaşmandan ortaya çıktı. Bu çalışmalar, yerel kümeleri tanımlamanın yanı sıra, bölgenin bilgi/iletişim teknolojisi ve yazılım kümesindeki büyümeyi hızlandırmada yerel üniversite ve bilim parklarının rolünü ortaya çıkardı. Hem kümeler hem de onları destekleyen faktörle, Doğu İsveç bölgesel büyüme anlaşmasında açık odak (olarak) verilmiştir.  Anlaşmalar yeni olmayan önlemleri kapsarken, o, varolan politikaların stratejik koordinasyonunu sağladı ve hedef sektörlerde küme politikası geliştirmek için finansal kaynağı kaldırır.

İskoçya’da, daha aleni küme tabanlı politikalar 1990ların ortalarında uygulandı. Açıklayıcı bir küme saptama uygulamasının ardından, (porter tarafından izleme, danışmanlık grubu), eninde sonunda açık bir küme stratejisinin gelişmesine öncülük etmiş olan İskoç girişimleri dahilindeki modelin yeterliliği üzerine devam ettirilen içsel bir tartışma vardı. Strateji, küme politika müdahalesi için İskoç ekonomisinde dört pilot sektör tanımladı: yiyecek/içecek; yarı-iletkenler; biyoteknoloji ve petrol/gaz (ardından, sonuncusu, pilot listesinden çıkarıldı). Bu, İskoç ekonomisindeki özel sektörel takımlar tarafından koordine edilen ama yerel ekonomideki diğer ajanslar ile (önemli derecede sanayi birlikleri, diğer kamu sektörü organları ve üniversiteler) daha geniş danışmanlık üreten, bir eylem serisi ile tamamlanmıştır.

Son olarak, Finlandiya’da, merkezi yönetim, kümlerde ağyapımını teşvik ederek bölgesel düzeyde yerel rekabet üstünlüğünü geliştirmek için merkezi olarak fonlanan bir program başlattı. Uzmanlık Programı Merkezi içişleri Bakanlığı tarafından merkezi olarak fonlanır ve yönetilir. Ama, o, farklı bölgelerin rekabetçi fonlama uygulamasında kendi yerel kümelerinin desteklenmesi için programlar önermesini gerektirir. Yerel aktör grupları tarafından birlikte koyulmaya eğilimli ve bir kez fonlanan Programlar, sıklıkla, ağlar arasında uygulanan servis sağlama yoluyla yönetilir.

About Ed.

İktisat Yazıları Blog'u adına anonim editörü

Check Also

ENFLASYON HEDEFLEMESİ (ÇEVİRİ ÖZETİ)

ENFLASYON HEDEFLEMESİ William POOLE (Çev. Öğr. Gör. Bülent Akdemir) Aşağıdaki metin Arkansas genç başarı’ya bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir