Home / Bölgesel Kalkınma / Macaristan ve Türkiye Arasında Karşılaştırma: Bölgesel Kalkınma Ajansları

Macaristan ve Türkiye Arasında Karşılaştırma: Bölgesel Kalkınma Ajansları

ORJİNAL METİN

Koçak, S. Y., “The Comparison between Hungary and Turkey: Regional Development Agencies”, Buletinul Universitati Petrol-Gaze din Ploieşti Economics Series62, 2, 12-20 (2010).

 Macaristan ve Türkiye Arasında Karşılaştırma: Bölgesel Kalkınma Ajansları

 Özet

Bu makalede, Macaristan ve Türkiye BKA uyglumalarına göre karşılaştırılacak. Macaristan, pek çok yönden Türkiye ile benzer olmaları nedeniyle seçildi. Avusturya- Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğunun eski bir parçası olarak derin tarihi mirasa sahip olan, her iki ülke, adaylık kararından bile önce Merkezi bir yönetim yapısını içeren, kendi bölgesel politika anlayışına sahipler ve katılım öncesi fonları ile düzenlemelere ilişkin bölgesel kalkınma stratejilerini benimsediler ve merkezi devlet sistemleri ile mücadele ediyorlar. Bu yüzden, Macaristan, bölgesel yeniden yapılanma, kurumsal kapasite, bölgesel kalkınma ajanslarına katılan aktörlerin rollerinin evrimi ve bu ajansların fonksiyonlarını etkileyen faktörler konusunda Türkiye ile karşılaştırmak için iyi bir örnektir.

 

1950’lerden beri çoğu Batı Avrupa Ülkesinde kurulmuş olan BKAlar, bölgesel kalkınmada bir aracı rolü oynar. Onlar, belirli bir bölgenin aktörlerine bölgesel kalkınmaya ilişkin kararlar vermeleri için bir çevre sağlar. BKAlar, bölgelerinin kalkınmasını teşvik etmek için, kalkınma projeleri üretir ve uygular, yerel kapasiteden yararlanır ve yerel işler için hizmetler sağlar. Ya merkezi hükümet tarafından ya da yerel girişimler tarafından kurulabilir ve kesinlikle kuruluş, yasal statü ve fonksiyonlarının biçimindeki farklılıklarını sürdürürler. Böylesi organizasyonların kurulması, Avrupa Birliği (AB) tarafından büyük ölçüde desteklenmiştir (Halkier ve diğ. 1998). Dahası, Pek çok eski Merkezi ve Doğu Avrupa  (MEDA) Ülkesinde adaylık süreci ile uyum içinde kurulmuştur. Bölgesel politika alanında, AB, bölgesel kapasiteyi artırmak amacı ile aday ülkelerin, ademi merkezi güçle kurulan bölgesel kurumlar vasıtasıyla kendi yerel ve bölgesel yapılarını uyumlaştırmasını vurgular.

Yönetim politikası ve onun doğru uygulaması alanındaki müktesebatı benimsemek için AB gerekliliklerin yerel kalkınma ve yerel yönetişim üzerinde kurumsal bir etkiye sahip olduğu belirtilmelidir. Bu bağlamda, Avrupa Komisyonu, sistematik bir şekilde, 1988 reformlarından sonra ve MEDA ülkelerinin karılım öncesi süreci boyunca, üye ülkelerdeki AB şartlılığında yerel yönetişim boyutuna eğilir.   AB tarafından dayatılan koşulların homojenliğini yansıtan, bölgesel organizasyonda yönetimsel homojenliğin özel bir türü için (yapılan) tercihlerin sabit bir birleşmesi vardır (Hughes et al, 2001: 151). 1990 ların sonuna doğru, Komisyon çekirdek bir gereklilik olarak bölgesel kurumsal kapasiteyi tanımladı. Örneğin, Hughes ve diğerleri (2001: 164), bölgesel yönetişim sisteminin kurumsal dizaynı konusunda MEDA ülkelerinin sorumluluğunun geniş ölçüde iki ana tipte sınıflandırılabildiğini gözlemler: etkin bir bölgesel kalkınmayı teşvik etmek, yönetimsel etkinliği, hizmet sağlamayı ve  bölgesel düzeyde politika uygulanmasını geliştirmek için tasarlanmış olan demokratikleşme reformu; politik kurumsal bileşenler olmaksızın AB üyeliğine hazırlanmayı amaçlayan yönetimsel reform.

Komsiyon gereklilikleri, ulusal ve bölgesel yönetişimin paralel gelişmesini ve her birinin iyi gelişmiş kurumsal kapasiteye sahip olduğu, onlar arasında dengeli bir etkileşimi gerektirir. Bundan başka, komisyon bölgesel yönetişimin belirli bir modeli için özel bir tercihe sahip olmuştur :” Komisyon ademi merkezi güçlere sahip seçilmiş bölgesel kurumlar kurarak aday ülkelerin bölgesel ve yerel yönetişimini yeniden şekillendirecek ve uyuma kavuşturacak bir simetrik modeli savundu”  (Hughes vd., 2004: 3). Yine de, bu özel tercihe karşın,  uyum ülkeleri ve MEDA ülkelerindeki bölgesel yönetişim, tek tip olmadı, ama farklı kurumsal biçimleri takip etti. Gelecek bölümde Macaristan ve Türkiye BKAlarına göre karşılaştırılacak.

Macaristan

Macaristandaki devlet sistemi yüzlerce yıllık tarihi boyunca hemen hemen sürekli olarak merkezi oldu. Bunun ilk sebebi, onun öteki Avrupa ülkeleri ve Macaristan hada fazla gelişmiş olan imparatorluklara karşı kurulmasından beri Macar devletinin sürekli savaşlarıdır. Ulusal modernleşme ve bazen ulusal bağımsızlığın korunması amacı ulusal birliğin temeli olarak, güçlü merekiz devlette ısrar etmek için bir sebep sağladı. Dışsal modellerin benimsenmesi ve merkezileşme Macar devletinin geleneksel bir özelliği oldu.

 

Macaristan’da, eyaletler (Macar Bölgeleri), halk arasında,  özellikle derin tarihsel köklere güçlü kümlüklere sahip olmuştur. Bu eyaletlerin sınırı, bazı sınır eyaletleri hariç, uzun yüzyıllar değişmemiştir. Komünist dönem boyunca, eyaletler yalnızca yöneten komünist partinin uygulama organı oldu. Yerel düzeyde özyönetim fonksiyonunu hemen hemen tamamen kaybetti bile. Kamu yönetimi, demokratik merkezilik ilkesine dayalı Sovyetler Birliği modeli ile organize edildi. 1971’de kurulan planlı ekonomi bölgeleri adem-i merkeziyetçi olmayan bir devleti, , ama yönetim sistemi üzerinde gelişen parti kontrolünü amaçladı. Bu yüzden, politik sistemdeki sistemik değişikliğe kadar, devletin yapısı güçlü bir şekilde merkezi olmuştur (Horvath vd., 2002).

1985’de parlamento kararı ve ardından gelen bakanlığa ilişkin yasa tasarısı, Macaristan’daki ekonomik sektöre yönelik kalkınmaya zıt olarak sistematik bölgesel kalkınma için ilk çabaları işaret etti. Bu program, kaynak sıkıntısı çekti ve sadece iki doğu eyaletine yoğunlaştı ve devam eden çok az bir etkiye sahipti, ama, sektörel konulardan başa bir şeydeki ekonomik eşitsiliğe bazı içsel etkileri gösterdi. Bütün komünist dönemin kalkınma politikalarının temelde sektörel yönelimliliğin önemli bir sonucu, piyasa liberalleşmesinin başlangıcından sonra, kapatılmada ilk sıradakiler arasında, böylesi politikaların bir özelliği olan büyük ağır sanayi fabrikaları olduğuydu. Dolayısıyla, komünist dönem kalkınma araçları,  sık sık en zayıf piyasa güçleri oldu ve etkilenen bölgelere sadece geçici bir inanç verdi.

1989-1990 ara geçişinde, bütün büyük partiler, Macar anayasasını değiştirme ve LXV (65)/1990 Kanun No’lu yerel özyönetim yasasını çıkarma  ve ona uygun olarak yerel ve bölgesel yönetimi yeniden kazandırma konusunda anlaştı.  Bu süreçte, belediyeler eyaletlere nazaran daha güçlü bir saygınlığı tekrar kazanabildi. Geçişin başlangıcı kadar erken  dönemde, AB, MEDA ülkelerinin temel ekonomik alanlarında teknik ve finansal destek sağlayan ana AB programı olan PHARE (Poland and Hungary: Assistance for Restructuring their Economies) vasıtasıyla,  Macaristandaki karar yapımını önemli ölçüde etkiledi. 1990-1999 dönemi boyunca Macaristan’a tahsis edilen toplam PHARE bütçesinin yaklaşık %7’si, bölgesel kalkınmaya, özellikle insan kaynakları, kurumsal inşa, yerel kalkınma ve yenilikçilik, bölgesel turizm ve iktisadi faaliyetlere ilişkin altyapıya yönlendirildi. Bir diğer önemli PHARE katkısı kırsal ekonomik hayat için kredi garantisini, altyapı fonlamasına yadımı ve modern yönetim yöntemlerinin tanıtılmasını içerdi. Program, yöneten hükümetin bölgesel düzeydeki kurumsal reformları başlatmasında da etkiliydi (Gwiazda, 2002).

Macaristan’da BKAlar

Bölgesel kalkınma optimal bir şekilde bölgesel kaynakları harekete geçirerek, bu eşitsizliklerin üstesinden gelmenin AB açısından hepsinden önde geldiği anlamına gelir. Bu, Mcaristan’daki bölgelerin düzenlenme zorunluluğunun nedenidir. Bundan dolayı, bölgelerin organizasyonu ve bölge kaynaklarının yönetimi gerekir ve azalan bölgesel eşitsizlikler için belirli bir ülkenin içinde devlet yardımlarının yeniden dağılımını dışlar. Gerçekten, bu AB gereklilikleri için o kadar önemlidir ki, tüm kalkınma politikaları, yani aday ülkelerin bölgeleri yaratması için baskı, üye ülkelerdeki bölgesel eşitsizlikleri azaltmada,  AB yardımı için kurumsal ön koşulun organizasyonunu amaçlar.

Ama, bölgesel politika için resmi politika oluşturma yapıları, Bölgesel Kalkınma ve Fiziksel Planlamaya ilişkin Anlaşması 1996 (1999 da tadil edilen) ve  yönetimin eyalet, bölge ve ulusal düzeyde Bölge Kalkınma Konseyinin üç safhalı bir sisteminin yaratılması yoluyla , 1997’de Macaristan’ın AB adaylık kararından hemen sonra 1996-1999 döneminde kuruldu. Bölgesel politika konusundaki ana yönetimsel yenilik, 1999’da, hükümet organlarının yoğunlaşmadığı aktivitelerin  koordinasyonunda ana odak olarak 7 yönetim bölgesinin/Bölgesel Kalkınma Konseyinin  (NUTS II) kuruluşu olmuştur (Kaiser, 2004). 1996 yılı Bölgesel Kalkınma Konseyinin alt kümelerinin biçimini de getirdi; yani, BKAları.  Bu konseyler, karar vermeyi ve yönetim kontrolünü bölgesel düzeye devrederek AB taleplerine cevap verdi ve Macaristan’daki uygulanan bölgesel kalkınma programlarında ana aktörler olduğu ifade edilmek istendi (Ama birkaç durumda bu özellik görülmedi???). bu konseyler, gönüllülük temelinde ilk kurulduğu zamandakinden farklı sınırlara ve farklı yetkilere sahip oldu. Yine de, onlar, merkezi hükümet ve yerel yönetim tarafından baskın olunan tüm yönetim yapısıyla zayıf bir bağlantı içinde kalmaya devam etti.

Macaristan’da, Bölgesel Kalkınma Konseyleri katılım için ana kurumları oluşturur. Merkezi devlet düzeyinde, Ulusal Bölgesel Kalkınma Konseyi, politika oluşturmadaki danışmanlıkla ilgili rolüne karşın, yeni aktörler için önemli bir forum olarak görüldü. Bölgesel ve eyalet düzeyinde, çıkar aracılığı, diyalog ve politik danışmanlık için önemli bir forum olarak, Şahsi Kalkınma Konseylerinin önemli rolü, bölgesel politika ağındaki merkezi rolleri tarafından ortaya çıkarıldı. Böylece, bölgesel düzeyde, kamu yararına bir şirket olarak işlem yapan ve PHARE programının yönetimine katılan, kar amacı gütmeyen bir BKA tarafından kalkınma konseyine yardım edildi. Dahası, Macaristan’da özel sektörün ve onun  politik süreçlere katılımının düzeyi, genellikle düşüktür. Yalnız önemli aktörler kurumsal (derneksel) aktörlerdi, yani Ticaret Odaları, ama onların kalkınma konseyindeki sınırlı temsil edilirler (Kovács, 2005: 7-8).

PHARE deneyimi nedeniyle, Macaristan’da  yerel kalkınma popüler olmasına rağmen, onun zorladığı kamu politika biçimindeki değişmeye karşı direnç önemliydi. Bu,  ya yüksek uyum maliyetleri, kazanılmış haklar ya da uzun süredir yaşayan kurumsal gelenekler ile açıklanabilirdi. Kurumsallaşmış veto noktalarını açıkça tanımlamanın güç olduğu gerçeğine rağmen, değişime direnmek için bazı güçlü motivasyonlara sahip olan belirli aktör kümelenmeleri vardı; bunlar (şunları) kapsar: merkezi yönetim aktörleri; bölgesel çıkar grupları ve diğer kazanılmış haklar (elit profesyoneller, teknokratlar vb.). Macaristan’da, düşük düzeyde işbirliği, zayıf sivil toplum ve politik kayırmacılık vardır (Kovács, Paraskevopoulos, Horváth, 2004: 447).

Ama, bölgesel ve yerel düzeyde yaygın kurumsal yeniden yapılanma olmuştur. Genel olarak, AB sürecinden önceki rejimin altında reform sürecinin daha erken faaliyete geçmesi, Macaristan’ın katılan devletler arasındaki önceki durumuna ve kurumsal altyapının nispeten iyi düzeyine atfedilmelidir. Ama, Macaristan’daki kamu yönetimi alanındaki korku fenomeni, komünist sistemin kalınıtısının siyasallaşmasıdır. Aday ülkelerde politik durum, popülaritesi değişen politik partilerle, derin ideolojik ayrımlarla hala değişim halinde iken,   o, gücün devamlılığının eksikliği ile sonuçlanacak. Kurumsal sistemin politik açıdan ne ölçüde sürdürüleceği, yeni üyeler arasında farklılaşır, ama bir sivil hizmet reformu yapmış olan Macaristan’da, sonraki hükümetlerin kamu yönetiminde personel değiştirme fırsatını daima ele geçirmeleri nedeniyle, o, hala bir problemdir (Rozsas and Agh, 2004: 21).

TÜRKİYE

Osmanlı döneminden beri, Türkiye, her zaman, yüksek dercede merkezi sisteme sahip olmuştur ve bu merkezileşme onun kurumsal yapısına olduğu kadar, bölgesel politika ve projelerine de yansıtılır. Bölgesel kalkınma politikaları ve projelerinin belirli yerel ve bölgesel kaynakları bir ölçüde harekete geçirmesine rağmen, bölgesel eşitsilikleri ortadan kaldırma amacı, ulaşılandan uzak olmuştur. Bu bağlamda, bölgesel politikaların uygulanmasındaki başarısızlık,  temelde, yerel ve bölgesel düzeydeki finansal kaynakların dağılımıyla ilgili olarak etkin bir kurumsal yapının eksikliğine bağlanabilir (Akpınar, 2004: 27). Ulusal düzeyde bölgesel politika için belirlenmiş herhangi bir  ajans ya da bakanlığın varlığı durumunda, bölgesel politika merkezi bir organizasyon aracılığıyla yürütülmüştür: 1960’lardan beri, geniş ölçüde sektör temeline dayanan, ana görevi 5 yıllık kalkınma planları hazırlamak olan, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) (Reeves, 2005).

Buna ek olarak, Türkiye’deki coğrafi sınırlardan başka bölgesel yönetim birimleri ve bölgesel ayrımlar yoktur. Bu nedenle, bölgeler arasındaki bölgesel eşitsizlikler, bölgesel kalkınma ile ilgili önemli bir sorun oluşturur. DPT yerel kalkınma için 5 yıllık kalkınma planları hazırlıyor olmasına rağmen, hem merkezi hem de yerel ölçekte bölgesel kalkınma konularına dahil edilen Hükümet dışı kuruluşlar kadar (HDKlar) diğer kamu ve özel organizasyonlar da vardır. Ama, Türkiye’nin bölgesel kalkınma sorunlarını büyük çapta çözmesi için gerekli araçları sağlamamış olan bölgesel kalkınma politikasında yukarıdan aşağı bir yaklaşımı benimsediği ileri sürülebilir.

2000-2006 dönemli ön katılım stratejisinin uygulanması ile ve devam eden 2007-2013 IPA stratejisi ile Türkiye, yönetim yapısını ve bölgesel politikayı içeren AB politika alanına ilişkin prosedürleri uygun hale getirmeyi taahhüt etti. Bu bağlamda, yasal ve kurumsal sistem Türkiye’nin AB’ye entegrasyonuna olanak sağlamak amacıyla geliştirilmektedir. Dahası, Türkiye’de kurulan BKAlar için tasarlanan yasal ve kurumsal çerçeve , bölgesel politikanın dizayn edilmesi ve yönetimi ve bölgesel kalkınmanın başarılmasına yönelik işbirlikçi çaba harcanması için bir özel bölgenin bütün politik ve ekonomik aktörlerine ihtiyacı doğurdu (Beleli, 2005).

Türkiye’de BKAlar

Türkiye’nin AB üyeliği yoğun ayarlama ve yeniden düzenleme süreçlerine öncelik veren tasarlanmış ve uygulanmış bölgesel kalkınma projeleri, önemli bir lçüde yerel politika ve ekonomik aktörler vurgusundan yoksundu. Bu anlamda, AB tarafından teşvik edilen kurumsal inşa ve yönetim yaklaşımı, bölgesel politika yapımı ve bölgesel kalkınma projeleri bağlamında yasal ve kurumsal sistemler vasıtasıyla devam eden birleştirici güçler için önemli potansiyel sağlayacak. Bu yüzden, BKAlar hakkındaki kanunda, Genel Sekreterlik BKAların uygulama organıdır. O, Yönetim Kurulu’nun kararlarını uygular, yıllık programları ve bütçeyi hazırlar, AB fonların yönetim amacı için öncelikle oluşturulduğu izlenimi veren teknik desteği verir ve Kanun, Türkiye’deki bölgesel politikaya yönelik eski yaklaşımların başarısızlığını ve yerel ve bölgesel kaynaklara dayalı vurgulanan yeni içsel kalkınma yaklaşımını benimseme gerekliliğini ve küresel ekonomide rekabet edebilmek için yenilikçi öğrenen bölgelere ulaşabilmek amacıyla hissedarlar arasındaki işbirlikçi ağları  ayrıntılı olarak tartışır da. Dolayısıyla, kanunun motivasyonu, AB fonlamasının uygulamasının nitelikli olması amacıyla AB gerekliliklerini karşılama olmasına rağmen, AB ön katılım sürecinin geçmiş yaklaşımların algılanan başarısızlıklarına dayalı politik öğrenme için bir fırsatta temin ediyor olduğu görülür.

Bölgesel politika için görevlendirilmiş bu ajansları kurmak ve bölgesel düzeyde gerekli birleştirici güçleri muhafaza etmek amacıyla, BKAlara ilişkin kanun, BKAların kuruluşuna olanak tanımak ve düzenlemek amacıyla  Ocak 2006’da yasalaştırldı.  Bu ajansların, Bölgedeki HDK’lar ile uyum içinde kamu ve özel sektörü birleştirirken, kaynakları harekete geçirmede olduğu kadar bölgesel politikayı yönetme, bölgesel kalkınmayı başarma ve bölgesel kalkınma projelerinin fonlanmanmasında  kritik bir rol oynaması umulur. Kanun, BKAların amacını, yerel kaynakları harekete geçirmek ve bölgesel kalkınma mantığını kurumsallaştırmak amacıyla kamu ve özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında işbirliği kurmak olarak açıkladı. Kanunun diğer bir amacı, seçici olmayan ve yerel ekonomik stratejiden yoksun (politikalardan) oluşan geleneksel bölgesel politikadan, bölgesel ekonomik rekabetçiliği vurgulayan modern ve yeni bölgesel politikalara doğru bir geçiş olarak olarak açıklandı (DPT, 2006).

BKAların organizasyonal yapısı bir Kalkınma Kurulu, bir Yönetim Kurulu ve bir Genel Sekreterlikten oluşur. Kalkınma kurulu, yılda en az iki kez toplanan, kamu ve özel sektör, STK’lar, Üniversiteler ve yerel yönetimlerden gelen temsilcilerden oluşturulur. Kalkınma Kurulu’nun temel fonksiyonu, Yönetim Kurulu’na tavsiye vermektir. Kalkınma Kurulu’nun ana amacı, farklı hissedarlar arasında işbirliği oluşturmak ve  böylece karşılıklılık normalarını, güven ve ağlar gibi bölgenin “sosyal sermayesini” artırmak ve onların ekonomik kalkınmaya katılımını sağlamaktır.

Yönetim Kurulu, karar verme organıdır. Yönetim Kurulu’nun başkanı, BKA’yı temsil eden yöneticidir (her bölgenin merkez ilinde, yıllık dönüşümlü olarak değişen). Bir ilden meydan gelen bölgeler (ya da metropol) ile kalanlar arasında Yönetim Kurulu’nun oluşumundaki fark olması, gelişmiş metropol bölgelere, karar verme süreçlerinde özel sektör ve sivil topluma daha fazla erişim (olanağı) verir. Diğer bölgelerdeki ekonomik kalkınmada daha fala kamu sektörü tarafından yapılan yatırımlarca öncülük edilmesine karşın,  Kanun, gelişmiş metropol bölgelerindeki politikaların, ileri teknoloji ve yenilikçiliğe odaklanan kalkınmaya özel sektörün öncülük ettiğini vurgulayacağının altını çizerek bunu doğrular. Yönetim Kurulu’nun Ana fonksiyonu, yıllık programların onaylanması, BKA’ların bütçesinin gözden geçirilmesi, desteklenilen projeler ve eylemlerin seçimini kapsar (EUSG, 2006).

Genel Sekreterlik BKA’ların uygulama organıdır. O, Yönetim Kurulu’nun kararlarını uygular, yıllık programlar ve bütçeyi hazırlar, bölge hissedarlarının proje geliştirme yeteneklerini artırmaya yönelik teknik destek verir ve yurtiçi ve yurtdışı ajanslar ile işbirliği yapar. Genel Sekreterliğin ana sorumluluğu AB tarafından finanse edilen program ve projelerin yönetimidir. Her bölgede Yatırım Destek Ofislerinin kurulmasında da Genel Sekreterlik sorumludur ve yatırımcılara destek sağlayacaktır. BKAlar, eylemlerinin yasallığı ile ilgili olarak İçişleri Bakanlığı’nın, ve performansının değerlendirilmesiyle ilgili olarak DPT’nin denetimine tabidir (DPT, 2006).

BKAlar kanununda, bölgesel kalkınma amaçları için atanmış yapıların ayrı bir tabakasını oluşturmak planlamadı ve Onlar kamu kurumları ya da kamu yönetimi statüsüne sahip olmayacaktır, ama faaliyetlerinde özel hukuka tabisirler. Bu anlamda, BKAların yapısı, kamu-özel ortaklığı anlayışına uygundur. Karar verme organ, Yönetim Kurulu’nun üyelerinden, mevcut olan birine (görevlerine) ek olarak ilgili BKA ile ilgili görevlerini yürütmeleri beklendi. Yalnız, Genel Sekreterlerin oluşturulan bölgesel strateji ve programlaraatanmış az sayıda profesyonelden oluşması planlandı. Katılımın unsurları, merkezi yönetimin,  hükümet dışı kuruluşların BKAların danışmanlık ve karar verme sürecine erişim konusunda karar verici olduğunu da gösterir. Örneğin, sendikalar, açıkça katılımcılar listesinde bulunmamaktadır. Sadece bazı organize olmuş gruplara erişimin açılması temsil ve yurttaş katılımı hakkında önemli sorunlara yol açar.

Kanun tarafından tasarlanmış olan bölgesel yönetim tipinin, Türkiye’nin geleneksel kamu yönetimi yapısını rahatsız etmemesine rağmen, BKAlar kanunu ilk defa Türkiye’de bölgeleri kurumsallaştırıyor. Özel sektör ve sivil toplumun, bölgesel düzeyde karar alma ve danışmanlık süreçlerine,  katılımının metropol bölgelerde daha baskın bir şekilde kurumsallaşması, planlanan kurumsal değişimin potansiyel olarak en yenilikçi yönünü sunar. Ama, Türkiye hala sadece merkez ve yerel otoriteler arasında değil ilgili bakanlıklar ile de ileri derecede işbirliği yapılarını ileri derece de kurup geliştirmeye, bölgesel politikaların ekonomik aktivitelerin bütün sektörleri arasında doğru biçimde bütünleştirilmesini sağlamaya ihtiyacı var.

BKAlar konusunda Macaristan ile Türkiye’nin Karşılaştırması

Türkiye’de, bölgesel politika performansı üzerindeki merkezi yönetim sisteminin sınırlamaları, müktesebatın benimsenesinde keskin bir şekilde hissediliyor. Dahası, bölgesel politika alanı, ekonomik rekabetçiliği artırmak için tek yol olarak görülmeye başlanıyor. Kurumsal normlar hala, devlet bürokrasisinde baskındır, ama, değişen düşünceler ve dış güçlerin etkisi mevcut normlarla artan bir şekilde çatışıyor ve bu normlara meydan okuyor. Ama, ademi merkeziyetçileşme çabaları, Türkiye’de çok zayıftır. Genellikle, DPT programların tasarlanması ve uygulanmasında baskın bir rol üstlenmiştir.

BKAlar kanunu, HDK’ların ve bölgenin yerel unsurlarının katılımı hakkında söz veriyordu. Ama, çok yeni yasalaştırılmış olması nedeniyle, bu yasanın sonuçlarını değerlendirme şansına sahip olamadık. Değişime karşı direnç, AB politikaları yönündeki değişmenin sınırlanması, mevcut politikaların sürdürülmesi (şeklinde), Macaristan’da da görülebilir. Hem Türkiye hem Macaristan zayıf sivil toplum yapısı sergiler ve düşük yurttaş karılımı ile kararkterize edilir.  Yeni kurumlar ve yapılar hem devletin kalkınmaya olanak sağlaması hem de bölgesel politikanın uygulanmasıyla gelişmiştir. Ama, yerinde uygulama, bu ülkelerin, onların değişen yönetim yapılarını AB bölgesel politika gereklilikleriyle uyumlu hale getirmelerine de karşılaştığı zorlukları yansıtır. Macaristan ve Türkiye’yeyle ilgili kanıt, yönetim yapıları kavrayışında merkezi, tektip politik sistem gibi sorunların devam etmesi yüzünden, bu ülkelerin her ikisinde benzer problemler olduğunu ileri sürer.

Sivil hizmetler ve kamu yönetimindeki reformların, iyi donanımlı yerel politika alanında önemli unsurlar olduğu, açıktır. Bakanlıklar arasında zayıf koordinasyon, AB yönelimli politikaların uygulanmasında yönetim kapasitesi eksikliği ve AB konularında artan sivil hizmet uzmanlığı, BKAların kurulması için ana sebeplerdir. Ama merkezi bir yapı ve politik kayırmacılık, Türkiye ve Macaristan’da olduğu gibi, bu ajansların etkinliğini önleyebilir. Bu yüzden, bölgelerde bu ajansları kurmak yerel ve bölgesel problemleri çözmek için yeterli değildir.

Yeniden yapılandırılan BKAlar gündeminin değişmesi, uzun dönemde yönetimsel bir konu olacak. Bu süreçte, uluslararası, uluslarüstü, ulusal, ulusaltı ve yerel aktörler arasındaki etkileşim ve karşılıklı bağımlılıklar koordineli bir şekilde artacak. Bu zamana kadar, Türk ve Macar yöentim yapıları, Karar oluşturma ve vermede HDK’ın katılımı için hazır olmayabilir. Katılımı artırmak için bazı çabalar olmasına rağmen, onların yeterli olduğu tartışılmayabilir. Örneğin, Türkiye’nin merkezi devlet yapısı ve sivil toplumun önemsiz (silik) çabaları, şimdiye kadar, çok düzeyli yönetişim yapısı yönündeki adımları engelledi.

Mayıs 2004’de Macaristan’ın üyeliğinden sonra, Macaristan BKAları Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu tarafından kurulmaya başlandı. Ondan beri, bu Fon BKAlar arasındaki etkileşimi geliştirmek, BKAlara ilişkin konulara, diğer hissedarların katılımı için kullanılmıştır. Bu fonlama, öncelikle Macaristan’daki zayıf sivil toplum yapısının güçlendirilmesi ve bölgesel kalkınma konularında Macaristan Merkezihükümetinin yegane gücünü azaltmak için kullanılır. Türkiye’de, bu süreç öncelikle, 2000-06 dönemi arasında ön katılım stratejisi tarafından fonlanır ve halen 2007-2013 dönemindeki ön katılım yardımı (IPA) araçlarlarıyla fonlanıyor. Tablo 1 Türkiye ve Macaristan’da BKAları etkileyen finansal araçları ve ana faktörleri gösteriyor.

Tablo 1: Araçlar ve etkileyen faktörler Açısından Macaristan ve Türkiye’nin Karşılaştırılması

Araçlar Etkileyen Faktörler
Türkiye –          Ön katılım Stratejisi 2000-06–          IPA Araçları 2007-13 Merkezi devletZayıf sivil toplum
Macaristan –          PHARE 1990-2004–          ABKF 2004- Günümüz Merkezi devletZayıf sivil toplum

Dolayısıyla, BKAlar konusunda Macaristan ve Türkiye’nin bu karşılaştırması ile, bu ülkelerin bölgesel politika alanındaki kurumsal inşa uygulamaları ve Özellikle BKAlarındaki çabaları, açıklanmaya çalışılır. Macaristan gibi, Türkiye’de kamu gücünün dağılımı, özel sektör ve HDK’lar ile AB ortaklığı ilkesini uygulamada zorluk yaratan (bir özellik) olan yüksek derecede merkezde toplanır. Bu yüzden, Türkiye’nin bölgesel politika alanındaki AB müktesebatını kabul etmesi, Türkiye’deki kamu gücünün aşamalı bir ademi merkeziyetçilikten uzak olduğu düşünülebilir.

SONUÇ

1999’daki AB adaylık kararı, Türkiye’deki reform sürecini hızlandırdı. Bu yüzden tam katılım beklentisi, Türkiye’nin bölgesel politika alanındaki müktesebat ile uyum sağlaması, yasal ve kurumsal reform süreci önemli oldu. Özel sektör ve sivil toplumun, bölgesel düzeyde karar verme ve danışmanlık süreçlerine  katılımın metropol bölgelerde daha baskın bir şekilde kurumsallaşması, potansiyel olarak, bu kurumsal değişimin en yenilikçi yönünü sunar. Dolayısıyla, bölgede bu düzenlemelerin uygulanması, BKAların kurulması ile 26 Türkiye bölgesinin hepsinde kurumsal inşa çabaları konusunda çok önemli olacaktır.

Önerilerin üye ülkeler ve MEDA ülkelerinde yurtiçi benimsenmesindeki çeşitlilik babında, AB, bölgesel kapasite ve bölgesel yönetim birimlerini kapsayan belirli bir bölgesel yönetim modeli tavsiye etse bile, yine de, aynı zamanda, aday ülkelerin kurumsal hükümlerine ilişkin olarak, bu kurumsal düzenlemelerin tam ayrıntısı ulusal koşula bağlıdır. Ama, bu, BKAların Macaristan örneğinde görülebildi, köklü reformlar yapmaktan daha ziyade, bir küçük kurumsal tadilatlar riskini yaratır.  Türkiye’deki BKAların kurulmasına gelince, BKAlar, merkezi hükümet tarafından görevlendirilen il yöneticilerinin liderliğinde, yerel otoriteler ile (il yerel yönetimleri ve belediyeler) özel sektör ve HDK arasında işbirliği kuran yapılar olarak tasarlandı. Bu tür düzenlemenin bölgesel kurumsal yapının saptanan, ayrı tabakasını yaratması güçtür.

Özetleyecek olursak, Türkiye’deki BKAlar bölgesel kalkınma amaçları için için belirlenmiş ayrı bir tabakasını inşa etmeyi tasarlamadı ve hem Türkiye’de hem de Macaristan’da BKAların oluşturulması, AB düzenlemelerinde tasarlanan gibi çok düzeyli yönetimin bir kanıtını sağlamaz. Ama, BKAların kurulması hakkında kanun ve bölgesel politika konusunda diğer yeni çıkarılmış yasalar, her iki devlette geleneksel yaklaşımlardan daha ziyade AB yolunda yapılan işler doğrultusunda atılmış adımlar olarak düşünülebilir. Hem Türkiye hem Macaristan merkezi devletleri tarafından benimsenmiş olan bölgesel politikaya yönelik merkez kontrollü politikaların yetersizliği nedeniyle, çabalar, bölgelerde görevlendirmiş bir ajans sistemi hazırlamak için yapıldı. Ama, bu ülkelerin her ikisindeki merkezi devletlerin, geleneksel yönetim sistemlerinde herhangi bir önemli değişiklik yapmaksızın bölgesel politika alanında AB reformlarını uygulmaya çalıştığı vurgulanmalıdır.

About Ed.

İktisat Yazıları Blog'u adına anonim editörü

Check Also

ENFLASYON HEDEFLEMESİ (ÇEVİRİ ÖZETİ)

ENFLASYON HEDEFLEMESİ William POOLE (Çev. Öğr. Gör. Bülent Akdemir) Aşağıdaki metin Arkansas genç başarı’ya bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir